(Okuma süresi 2 dk)
1- Tüm bankalar Kamulaştırılmalıdır.
2- Anayasa değişikliği ile Ziraat Bankası 'merkez' bankası yapılmalı ve banknot basma yetkisi, kamu bankası olan bu bankaya verilmelidir.
(Okuma süresi 2 dk)
1- Tüm bankalar Kamulaştırılmalıdır.
2- Anayasa değişikliği ile Ziraat Bankası 'merkez' bankası yapılmalı ve banknot basma yetkisi, kamu bankası olan bu bankaya verilmelidir.'Kara Cuma' dönemi bitti, artık karanlık aylar başlıyor.
Geçen ay ABD bankalarından 389 milyar $ mevduat çıktı.
(sadece 1 ay içinde ABD tarihindeki en büyük para çıkışı)
Bunun sebebi 'Bank Run' yani halk parasını çekmek için bankalara hücum ediyor.
ABD halkının Fed'in bankalarına güveni kalmadığından, paralarını çekip gıda stoğu yapıyorlar.
Önümüzdeki aylarda Bank Run artarak devam edecek.
Fed'in bankaları, ellerindeki 'nakit' paranın 1000 katı kadar karşılıksız 'kaydi' para yarattılar.
Herkes bankaya koştuğunda, yeterli nakit olmadığından yeni iflaslar kaçınılmaz.
Fed's 'Ponzi Game' is Over.
Senyoraj- Beylik Hakkı (Seigniorage) = Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılan değer arasındaki farktır.
Bu şu demek:
Üretim maliyeti '1 tl' olan kenevir kağıdının üzerine 100 tl rakamını basıyorsunuz böylece bu 1 tl değerindeki kağıt parçasına 100 tl alım gücü kazandırıyorsunuz.
İşte buna beylik geliri denir --> para bastığınız zaman, kağıdın üzerine yazdığınız rakam kadar Kâr elde edersiniz.
Peki, para basan bu bankalar kamuya ait olsa ve böylelikle beylik geliri milletin cebine girse hiçbir itirazımız olmaz değil mi? Bu konuda hemfikiriz sanırım.
(buraya bir parantez: Amerikan Merkez Bankası, Fed, kamuya ait değil, 5 aileye ait. Bunu biliyoruz. Yani Fed'in bastığı dolarların senyoraj yani beylik geliri kamuya değil, bu ailelerin cebine giriyor)
Peki, bizim Merkez Bankamız, Kamuya mı ait ?
TC Merkez Bankası, 1930 yılında %85'i yabancılara ait bir anonim şirket olarak kuruldu ! Bunun anlamı: para basma kârı yani 'beylik' geliri, bizim hakkımız olan para, on yıllar boyunca Londra'ya temettü olarak aktı ! Bugün TCMB, maalesef halen, %21'i yabancılara ait anonim bir şirket statüsünde. Kamuya ait değil efendim.
Hissedarlar listesi ikinci sıradaki Mervak'ın payı daha önce %20'lerdeydi. Kim bu Mervak ???
--> Neyse ki hükümetin insiyatifiyle 2018'den bu yana TCMB artık bu yabancı hissedarlara temettü dağıtımı yapmıyor ! Milletin hakkı olan bu para, artık millete veriliyor.
%21'lik yabancı hissedarlara temettü dağıtılmama durumu, onları oldukça rahatsız ettiğinden 'Bankanın içi boşaltılıyor' yalanı uydurulup servis ediliyor. ('Merkez Bankası bağımsız olmalıdır' yaygarasının da aynı sebepten koparıldığını anladınız sanırım)
Gerçekte TCMB hiç olmadığı kadar zengin. 2022 yılında Fed'e bağlı diğer merkez bankalarının rezervi küresel bazda %6 azalırken, bizim rezervimiz %17 arttı ve TCMB üst üste 2 yıl kar açıklayan dünyadaki tek banka oldu. TCMB artık 'küresel merkez bankası' olma yolunda hızla ilerliyor. Dünyanın altınları yeni yapılan İstanbul Finans merkezinde toplanacak. Ülkemize 2 saatlik mesafedeki komşularımız Suudi Arabistan, BAE peşimizden koşuyor. Bu ülkeler daha önce de 2 saat mesafedeydi, bu anlaşmaların neden daha önce yapılmadığını sorgulamak gerekli ? Bakın Sn Kavcıoğlu ne güzel özetlemiş burada:
Anayasa değişikliği neden gerekli?
Takdir edersiniz ki para basma konusu, kişilerin hükümetlerin vs insiyatifine bırakılmamalı. Yarın öbür gün, Türkiye'nin değil Londra'nın çıkarlarını koruyanların eline yeniden güç geçerse, bu kez bu yabancı hissedarlar sadece ellerinden alınan temettüyü geri almakla kalmaz, bu kez ülkemizi komple işgal ederler. Zira son zamanlarda bayaca bilendiler.
Merkez Bankamızın tamamen yani %100 kamu bankası olabilmesi için ise Anayasa değişikliği gerekli ve yapılacak. Bunun önünde hiç kimse duramaz. Yeni Anayasanın taslağı hazır. Seçimden sonra meclise getirilecek. Bu yasa geçtikten sonra ülkeyi kim yönetirse yönetsin, çok farketmeyecek, zira banka artık hükümet insiyatifine kalmadan kamulaşmış olacak.
Anayasanın bu maddesi basitçe şu şekilde değişebilir:
TBMM banknot basma ve ihraç yetkisini, süresiz olarak Ziraat Bankasına devretmiştir. (Ziraat Bankası %100 kamu bankası olduğundan yeni merkez bankası olur ismi de Türkiye Cumhuriyet-i Merkez Bankası yapılır)
Yeni anayasanın taslağını hazırlayanlar zaten en doğrusunu yazmış olmalılar ama ben bile sade vatandaş olarak bunun böyle olabileceğini düşünebiliyorum.
Anayasa meclisten geçmezse, referandumla millete gidilir.
Merkez Bankamız, milletin kalbi, milletin parasının kaynağı yani milletin cüzdanı. Milletin cüzdanının millete yani Kamuya ait olmasına kim karşı çıkar ki?
Makalem burada sona eriyor.
Şimdi bir soru= On yıllar boyunca yabancı hissedarlara temettü ile dağıtılan TCMB beylik kârı, toplu bir şekilde bu ailelerden geri tahsil edilemez mi? Bir sürü mal varlıkları var nasılsa. Bunlar bizi resmen soymuşlar. Hesabını soracak mıyız? Yoksa şimdiye kadar milletin cebinden çaldıkları paralar yanlarına kâr mı kalacak...
Hepinize selam ve sevgilerimle.
(2018- halen)
Bu makalemde 2018'den itibaren Merkez Bankamız öncülüğünde oluşturulan yeni ekonomik model ve bu modele ulaşmak için kullanılan Liralaşma, Selektif Kredi ve Swap araçlarına değineceğim. Okuduğunuz zaman, bu model için neden Milli sıfatını kullandığımı anlayacaksınız. Okuyucuyu çok sıkmadan özet bir paragrafla makaleyi sonlandırmayı amaçladım.
Buyrunuz başlayalım
LİRALAŞMA nedir?
Bu konuya girmeden önce nasıl Dolarize olduğumuza değinmek gerekli: 2010’lu yıllarda, özellikle Merkez Bankası eliyle uygulanan yanlış politikalar ile ülke Dolarizasyona tabi tutulmuş. Banka bilançolarında döviz oranı %75’lere kadar yükselmiş. Öyle ki Merkez Bankası, Lira mevduatlarında bile Munzam karşılık olarak Dolar istemiş ! İthal edilen ürünlerin yerelde yine yabancı para birimiyle satıldığı tek ülke Türkiye olmuş ! Hatta bir çok büyük ihracatçı firma, aldığı %0 faizli reeskont kredileri ile ihracat yapmak yerine bu parayla Dolar almış ! Böyle olunca ülkede, yerel paraya göre 3 kat daha fazla yabancı dövizin bulunduğu yabanıl bir ortam oluşmuş. Türkiye, ABD’nin bir eyaletine dönüşmüş adeta. Hal böyle olunca en ufak bir uluslararası krizde kur şokları ile defalarca operasyon yememiz mümkün olmuş.
Ülkenin maruz kaldığı bu tehlikeli Dolarizasyona son vermek üzere 2018 yılından itibaren seri adımlar atılmaya başlandı. İlk önce Munzam karşılıklar ivedilikle Liraya döndürüldü. Reeskontla ihracat yapmayıp bu parayla döviz veya altın stoklayan firmalar tespit edilerek cezalandırıldı ve bunlara bir daha kredi verilmedi. Bankalara en az % 50 Liralaşma oranına ulaşmaları durumunda ödül ve teşvikler verildi. Kur korumalı mevduat ile Merkez Bankası hem Dolar rezervini elinde tutan bir havuz görevini gördü hem de toplu alım-satım ihaleleri yaparak ihtiyaç sahibine ucuz döviz finansmanı sağladı. Bankalardaki yabancı para oranı % 50’in altına inerek Liralaşma artık sağlanmış ve Dolar mevduatları kontrol altına alınmış durumda. Firmalar ve vatandaşlar, dövizi bireysel olarak almadığı için piyasada bir döviz talebi de yaratmamış oluyor. Döviz ihtiyacını artık Merkez Bankası herkes için tek elden toplu alım-satım ihaleleri yaparak karşılıyor.
Selektif sistemden önceki ucuz kredilerin, özel
bankalar üzerinden, finansman sorunu olmayan büyük firmalara verildiği ve bu
firmaların bu kredi ile üretmek yerine parayı Dolar’a yatırdıkları ya da stok
yaptıkları tespit edildi. Dolayısıyla kredilerin aslında ihtiyaç sahibine ulaşmadığından
hareketle, firmalar bu bağlamda sınıflandırıldı. 1. kategorideki finansmana
ihtiyacı olmayan ve daha önce kredi alıp Dolar veya Altına yatıran büyük
firmalar cezalandırılarak listeden çıkarıldı. 5. Kategoride finansmanı olmayan
ama hedefi de olmayan firmalar riskli tayin edilerek bunlar da liste dışı
kaldı. Finansmanı yetersiz olan veya hiç finansmanı olmayan orta ölçekli 2. 3. Ve
4. kategorideki üreticilere Kamu Bankaları aracılığıyla selektif kredi verilmesine karar
verildi.
Hedeften kasıt örneğin ithal ikamesi üretmek isteyen, ihracat yapmak isteyen, istihdamını arttıracak olan üreticilere, belirlenen bu hedefleri doğrultusunda en uygun şartlar sunuldu ve bu hedefleri takip altına alındı.
Rezervlerimiz çeşitli yani Merkez Bankamızın kasasında sadece Dolar yok, diğer ülkelerin dövizleri ve tonlarca altınımız da var. 2018 yılında yurtdışında muhabirde bulunan altınlarımızı Türkiye'ye getirdik. (bunu başaran dünyada iki ülke var, biri Fransa diğeri ise Türkiye)
2022 yıl sonu itibariyle 770 ton altın rezervi ile dünyada ilk 5'in içindeyiz.
Düşük faiz, Liralaşma, Hedefli Selektif Kredi
ve Swap anlaşmalarının sonucu olarak TCMB, rezerv miktarını arttırmakla
kalmayıp çeşitlendirmiş oldu.
Makaleyi özetleyecek olursak, Türkiye'nin Milli Ekonomi
Modeli; 2018’den itibaren yatırım, istihdam, üretim ve ihracat bileşenleri ile
cari fazla verme hedefi üzerine kurulmuştur diyebiliriz. Bu hedef doğrultusunda
üreten ve istihdam yaratan firmalarımızın önündeki tüm engeller kaldırıldı. İthal
ikamesi üretmek için yatırıma ihtiyaç duyan üreticiye tam destek veriliyor. Özellikle de yatırımın önünde hiçbir engel yok. İhracat
yapan ve istihdam yaratan üreticiye yine en ucuz kaynaklar tahsis edilmiş durumda.
Ek videolar:
Dolarizasyon ve Liralaşma hk
(Okuma süresi: 2 dk)
WSJ'nin bildirdiği yeni araştırmaya göre ekonomistler, Silikon Vadisi Bankası ile benzer risklere eğilimli olabilecek 186 banka bulduklarını söylediler. Bu açıklamadan sonra, önümüzdeki hafta ABD vatandaşları, bankalara hücum ederek paralarını çekmek isteyecekler.
Bu duruma Bank Run deniyor.
Peki ama neden?
Sebebi Fed'in sahtekarlık üzerine kurulu kısmi rezerv bankacılığında yatıyor. Kısmi rezerv bankacılığında; bankalar kısmi yani zorunlu karşılık olarak elinde tuttuğu mevduatın 20 katını hiç yoktan (out of thin air) yaratabiliyor. Bu havadan yarattığı paraya 'kaydi' para deniyor. Yani gerçekte olmayan sadece bilgisayar ekranında görünen para. Yoktan var ettiği bu hayali parayı, kredi olarak vererek kolay yoldan servet kazanıyorlar. Buna bir çeşit örtülü kalpazanlık diyebiliriz. Kısmi rezerv sayesinde bugüne kadar tam 1 katrilyon kaydi dolar yaratmış durumdalar. (bu rakama türev piyasası dahil, ki türevi araştırın, kumar ile eşdeğerdir)
Piyasada dolaşan cash yani nakit dolar ise (likidite) 1-2 trilyon dolar.
1 katrilyon kaydi dolara karşılık 2 trilyon dolar nakit para! Tam 1000 kat.
Hal böyle olunca, insanlar herhangi bir sebeple aynı anda paralarını çekmek için bankalara koştuğunda ki biz buna 'Bank Run' diyoruz, sadece ilk sıradaki şanslı mudiler, bankanın elinde tuttuğu sınırlı nakit parayı çeker, sonra da banka kapıları kapatır, elinde nakit kalmamış olur çünkü. Banka iflas eder, bankanın iflası durumunda mudinin parası da buhar olur doğal olarak.
Şu soru akla gelebilir: Eee o zaman Fed gece gündüz likidite bassın, yoktan yarattığı 1 katrilyon 'kaydi' parayı karşılayacak kadar likidite sürsün piyasaya. Evet bu onları batmaktan kurtarırdı ancak sorun şu ki dünyada 1 katrilyon kağıt basmak için yeterli ORMAN yok.
Bu yüzden 'büyük sıfırlama' (big reset) planını uydurup devreye almaya çalıştılar. Cash yani nakit parayı ortadan kaldırıp bankalardaki kaydi dolarla devam edeceklerdi. Bunun reklamını 5-6 yıl boyunca Klaus Schwab önderliğinde yaptılar. Öncü devletler bazında kabul görmedi. Türkiye hiçbir toplantısına gitmedi, davetlere cevap bile vermedi.
Neyse ki dünya uyandı artık. Fed'in bankaları ve kalpazanlık sistemi tarihin tozlu sayfalarına gömülecek. Bundan kaçış yok.
(okuma süresi 30 sn)
Avrupa ve Amerika'daki onlarca merkez bankası 5 aileye aittir demiştik en son.
Tabi bu ailelerin yaptığı Üçkağıt Oyunu sadece bunlarla sınırlı değil.
---> Dünya üzerinde bu 5 aileye ait 'yüzlerce' özel banka var.
Bunların tümünün tepesinde ana jandarma diye adlandırabileceğimiz bir banka var: Uluslararası Varlıklar Bankası (BIS)
Bu ana jandarma olan banka, İsviçre'nin Basel kentinde bulunur ve diğer bankalardaki nakit akışını kontrol eder. Ana jandarmanın haberi olmadan bin lirayı bile bir bankadan diğerine gönderemezsiniz.
Diğer bankalar da birbirinin jandarmasıdır aslında ve bu 5 aile, tüm bu jandarmaları aracılığıyla, milli bankası olup ta bunların sözünü dinlemeyen ülkelere 'AYAR'
vermeye çalışırlar.
Jandarma merkezi BIS'ın kontrol ettiği bu ailelere ait jandarma bankalarının en büyüklerini
ülke bazında 1-2 örnek vererek aşağıda sıralıyorum.;
Bank of America, Bank of England, BoJ, Deutsche Bank, Banque de France, Banca d'Italia, De
Nederlandsche Bank, Bank of Canada, Citi Group, Welles Fargo, J.P. Morgan
Chase, Rothschild Bank ,Warburgs Bank, Lazard Brothers, Kuhn Loeb Bank, Goldman
Sachs.
(bkz insanlığın amansız düşmanları)
Bu makale bu kadar.
Sıradaki konu: Türkiye Cumhuriyet-i Merkez Bankası