27 Mart 2023 Pazartesi

TCMB'nin Milli Ekonomi Modeli

(2018- halen)

Bu makalemde 2018'den itibaren Merkez Bankamız öncülüğünde oluşturulan yeni ekonomik model ve bu modele ulaşmak için kullanılan Liralaşma, Selektif Kredi ve Swap  araçlarına değineceğim. Okuduğunuz zaman, bu model için neden Milli sıfatını kullandığımı anlayacaksınız. Okuyucuyu çok sıkmadan özet bir paragrafla makaleyi sonlandırmayı amaçladım.

Buyrunuz başlayalım

LİRALAŞMA nedir?

Bu konuya girmeden önce nasıl Dolarize olduğumuza değinmek gerekli: 2010’lu yıllarda, özellikle Merkez Bankası eliyle uygulanan yanlış politikalar ile ülke Dolarizasyona tabi tutulmuş. Banka bilançolarında döviz oranı %75’lere kadar yükselmiş. Öyle ki Merkez Bankası, Lira mevduatlarında bile Munzam karşılık olarak Dolar istemiş !  İthal edilen ürünlerin yerelde yine yabancı para birimiyle satıldığı tek ülke Türkiye olmuş ! Hatta bir çok büyük ihracatçı firma, aldığı  %0 faizli reeskont kredileri ile ihracat yapmak yerine bu parayla Dolar almış ! Böyle olunca ülkede, yerel paraya göre 3 kat daha fazla yabancı dövizin bulunduğu yabanıl bir ortam oluşmuş. Türkiye, ABD’nin bir eyaletine dönüşmüş adeta. Hal böyle olunca en ufak bir uluslararası krizde kur şokları ile defalarca operasyon yememiz mümkün olmuş.

Ülkenin maruz kaldığı bu tehlikeli Dolarizasyona son vermek üzere 2018 yılından itibaren seri adımlar atılmaya başlandı. İlk önce Munzam karşılıklar ivedilikle Liraya döndürüldü. Reeskontla ihracat yapmayıp bu parayla döviz veya altın stoklayan firmalar tespit edilerek cezalandırıldı ve bunlara bir daha kredi verilmedi. Bankalara en az % 50 Liralaşma oranına ulaşmaları durumunda ödül ve teşvikler verildi. Kur korumalı mevduat ile Merkez Bankası hem Dolar rezervini elinde tutan bir havuz görevini gördü hem de toplu alım-satım ihaleleri yaparak ihtiyaç sahibine ucuz döviz finansmanı sağladı. Bankalardaki yabancı para oranı % 50’in altına inerek Liralaşma artık sağlanmış ve Dolar mevduatları kontrol altına alınmış durumda. Firmalar ve vatandaşlar, dövizi bireysel olarak almadığı için piyasada bir döviz talebi de yaratmamış oluyor. Döviz ihtiyacını artık Merkez Bankası herkes için tek elden toplu alım-satım ihaleleri yaparak karşılıyor.

 Önemli bir nokta: Kur korumalı mevduatın ve diğer Liralaşma politikalarının hiçbirinin ne hazineye ne de Merkez Bankasına herhangi bir ilave maliyeti bulunmuyor. Tam tersi, artık kendi kaynağını kendi üreten ve kur şokları ile operasyon çekilemeyen güçlü ve kasası dolu bir Merkez Bankamız var.

 HEDEFLİ SELEKTİF KREDİ şimdi buna değineyim:

 Hedefli selektif kredi, isteyen herkese değil, belirli kriterlere göre seçilen Kobi, esnaf, çiftçi ve diğer sektör üreticilerine belirli bir hedef dahilinde verilen ucuz finansman kredisi demektir. Japonya ve İngiltere’de on yıllardır uygulanan bu sistem, bizde ilk defa uygulandı. Kriterler 2 adımda gerçekleşti:

 1-   FİRMALAR  5 kategoriye ayrıldı.

Selektif sistemden önceki ucuz kredilerin, özel bankalar üzerinden, finansman sorunu olmayan büyük firmalara verildiği ve bu firmaların bu kredi ile üretmek yerine parayı Dolar’a yatırdıkları ya da stok yaptıkları tespit edildi. Dolayısıyla kredilerin aslında ihtiyaç sahibine ulaşmadığından hareketle, firmalar bu bağlamda sınıflandırıldı. 1. kategorideki finansmana ihtiyacı olmayan ve daha önce kredi alıp Dolar veya Altına yatıran büyük firmalar cezalandırılarak listeden çıkarıldı. 5. Kategoride finansmanı olmayan ama hedefi de olmayan firmalar riskli tayin edilerek bunlar da liste dışı kaldı. Finansmanı yetersiz olan veya hiç finansmanı olmayan orta ölçekli 2. 3. Ve 4. kategorideki üreticilere Kamu Bankaları aracılığıyla selektif kredi verilmesine karar verildi.

 2-   FİRMALARIN Hedefine  bakıldı.

Hedeften kasıt örneğin ithal ikamesi üretmek isteyen, ihracat yapmak isteyen, istihdamını arttıracak olan üreticilere, belirlenen bu hedefleri doğrultusunda en uygun şartlar sunuldu ve bu hedefleri takip altına alındı.

 Hedefli seçilen üreticilere, 2 yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeye varan düşük ve sabit faizli selektif kredi imkanı tanındı. Ziraat Bankasından %25 oranında tarım ve çiftçilere geri kalanı tarım dışı üretime; Halk Bankasından ise % 5O esnaf ve Kobi geri kalanı diğer sektörlerdeki üreticilere ucuz finansman sağlanmış oldu. Selektif kredi ile 2022 yılının ilk 9 ayında 1,5 trilyon lira kredi üreticilere ulaştırıldı. (2016-2022 yılları arasında özel bankalar tarafından verilen 1,2 trilyon krediye oranlarsak ulaşılan rakam x7 kat daha fazla) Bu çok büyük bir rakam, üretime devasa bir katkı payı demektir. Halihazırda Türkiye’de finansmana ulaşamayan üretici kalmamış durumdadır.

 REZERV ÇEŞİTLİLİĞİ

Rezervlerimiz çeşitli yani Merkez Bankamızın kasasında sadece Dolar yok, diğer ülkelerin dövizleri ve tonlarca altınımız da var. 2018 yılında yurtdışında muhabirde bulunan altınlarımızı Türkiye'ye getirdik. (bunu başaran dünyada iki ülke var, biri Fransa diğeri ise Türkiye) 

2022 yıl sonu itibariyle 770 ton altın rezervi ile dünyada ilk 5'in içindeyiz.


Kur korumalı mevduat sistemi ile toplanan
Dolar rezervinin yanısıra, bir çok ülke ile yapılan Swap yani takas anlaşması ile kendi para birimlerimizle ticaret yapılarak rezerv para çeşitliliği de sağlanmış durumda. 2018’den bu yana özellikle Çin, Suudi Arabistan, Güney Kore, Katar, BAE ve Rusya ile yapılan takas anlaşmalarının boyutu trilyon Liralara ulaştı ve giderek artıyor.

Düşük faiz, Liralaşma, Hedefli Selektif Kredi ve Swap anlaşmalarının sonucu olarak TCMB, rezerv miktarını arttırmakla kalmayıp çeşitlendirmiş oldu.

 TÜRKİYE'NİN MİLLİ EKONOMİ MODELİ

Makaleyi özetleyecek olursak, Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli; 2018’den itibaren yatırım, istihdam, üretim ve ihracat bileşenleri ile cari fazla verme hedefi üzerine kurulmuştur diyebiliriz. Bu hedef doğrultusunda üreten ve istihdam yaratan firmalarımızın önündeki tüm engeller kaldırıldı. İthal ikamesi üretmek için yatırıma ihtiyaç duyan üreticiye tam destek veriliyor. Özellikle de yatırımın önünde hiçbir engel yok. İhracat yapan ve istihdam yaratan üreticiye yine en ucuz kaynaklar tahsis edilmiş durumda.

 Ucuz finansmana erişimde ilk atılan adımlar Liralaşma ve düşük faiz ile finansman maliyetinin düşürülmesi politikaları oldu. Bunları sağladıktan sonra Merkez Bankası artık kendi kaynağını kendisi üretebilen bir yapıya dönüştü ve bu sayede üretici firmalara hedefli selektif uzun vadeli kredi imkanı sağlandı. Swap yani takas anlaşmaları ve Altın yatırımları ile Rezerv çeşitliliği de sağlanmış oldu.

 Bu araçlarla rezervini artıran TCMB, 2021 yılından sonra 2022 yılında da kar açıkladı ve 2 yıl üst üste rezervini artıran dünyadaki tek Merkez Bankası ünvanını elde etti.


Ek videolar:

Dolarizasyon ve Liralaşma hk


Rezerv çeşitliliği sağlayan Swap anlaşmaları hakkında




2 yorum:

  1. Tşkler bilgiler için
    Takiptesin 😉

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim efendim. Bir fayda sağladıysam ne mutlu bana.

      Sil