20 Ağustos 2023 Pazar

Ekonomide yapılması gereken 2 hamle

(Okuma süresi 2 dk)

1- Tüm bankalar Kamulaştırılmalıdır.

2- Anayasa değişikliği ile Ziraat Bankası 'merkez' bankası yapılmalı ve banknot basma yetkisi, kamu bankası olan bu bankaya verilmelidir.

Çünkü;
--> Para basmak dünyanın en kârlı işidir. Para basma esnasında değersiz bir kağıt parçasına, üzerine bastığınız rakam kadar alım gücü kazandırırsınız. Buna para basma geliri veya kârı (senyoraj - beylik geliri) denir.


Bu devasa gelir, parayı basıp dünyaya faizle satan Fed ve tüm merkez bankalarının sahibi olan 5 ailenin cebine giriyor. Bu konu sır gibi saklanıyor, bankacılar bile gerçeği maalesef bilmiyor. Oysa ki yapılan çok büyük bir soygundur, çünkü para, milletlere aittir dolayısıyla para basma geliri millete ve devlete ait olmalıdır, özel şahıslara değil!
Fed'in sahibi olan aileler, hakkımız olanı gaspedip bizim paramızı üstelik ilave faizle bize kiralayıp satıyorlar resmen. Bu en hafif tabirle kalpazanlıktır ve soygundur.

Ülkemizdeki ekonomistler muhtemelen bu konuyu bilmiyorlar veya bilinçli bir şekilde saklıyorlar. Ben kendim aslında makina mühendisiyim ekonomist değilim ama hiçkimse senyoraj ve kısmi rezerv denen bankacılık soygunu hakkında yazmadığından bir takım makaleler kaleme aldım. Bu makaleleri bloğumda bulabilirsiniz. Senyorajla ilgili olan makalenin linkini ayrıca bu yazımın en altında veriyorum.

Bakın şu yazdığım cümle çok önemlidir: Bir ülkenin, milli parasını basarken elde edeceği 'senyoraj' gelirinden başka hiçbir ilave parasal kaynağa ihtiyacı yoktur ! Bu bizim için de geçerli.

Tek yapmamız gereken para basma gelirini Hazineye aktarmak ve tüm ödeme ve harcamaları kamu bankaları üzerinden yapmaktır. Böylece devletin bir elinden ödediği diğer eline geri dönecek. Değerli meslektaşım Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın yaptığı buydu, onun döneminde yapılan bu iki hamle ile sadece 8 ayda ekonomi düzelmişti ve rayına girmişti. Ülkedeki yatırımlar şahlanmıştı. Millet büyük refaha kavuşmuştu. Bu yüzden değerli devlet adamı, darbe ile görevden haksız bir şekilde uzaklaştırıldı. Kendi döneminde yaptığı bu ekonomik hamleler internette ustaca saklanmış! belgeler yok edilmiş, günlerce aradım, Sn. Erbakan'ın ekonomiyi nasıl düzelttiğinin detayını bulamadım. Google'da sadece O'nu kötüleyen ve şeriatçıymış gibi gösteren videolar bulabilirsiniz. Gerçeğin saklanmasının sebebi; Sn Erbakan'ın yaptığı bu hamlelerin araştırılması ve öğrenilmesi sonrasında da tekrarlanması istenmiyor, bu çok açıktır.

SENYORAJ ve Merkez Bankası hakkındaki makalemin linki:
https://bernakorur.blogspot.com/2023/03/tc-merkez-bankasnda-londra-kurallar.html

Ayrıca KONUT ve KİRA sorununun çözülmesi için de basit 2 önerimi aşağıda bulabilirsiniz.
1- Devlet, her mahalleden konut satın alsın ve kiralasın. Kiracının ev sahibi devlet olsun. 2- Devlet yeni konutlar yapsın ve kiralasın, aynı konutta 10 yıl oturan kiracı o konutun sahibi yapılsın.

5 Nisan 2023 Çarşamba

ABD'de 'Karanlık Mart'

'Kara Cuma' dönemi bitti, artık karanlık aylar başlıyor.

Geçen ay ABD bankalarından 389 milyar $ mevduat çıktı.

(sadece 1 ay içinde ABD tarihindeki en büyük para çıkışı)


Bunun sebebi 'Bank Run' yani halk parasını çekmek için bankalara hücum ediyor.

ABD halkının Fed'in bankalarına güveni kalmadığından, paralarını çekip gıda stoğu yapıyorlar.

Önümüzdeki aylarda Bank Run artarak devam edecek. 

Fed'in bankaları, ellerindeki 'nakit' paranın 1000 katı kadar karşılıksız 'kaydi' para yarattılar. 

Herkes bankaya koştuğunda, yeterli nakit olmadığından yeni iflaslar kaçınılmaz. 

Fed's 'Ponzi Game' is Over.

30 Mart 2023 Perşembe

TCMB: Milletin Para Cüzdanı

Merkez Bankası Kamu bankası mı? 
Kâr amacı güder mi? Parayı nereden buluyor?
Milletin parasını millete vermek te ne demek?

Bu makalemde bu sorulara cevap arıyorum.

Keyifli okumalar.

(okuma süresi= 10 dk)

Merkez Bankası Kâr amacı güder mi? 

Çoğu insan, Merkez Bankalarının, ticari bankalara likidite sağlamak üzere para basan ve bunu yaparken hiçbir kâr amacı gütmeyen kamu bankaları olduğunu düşünür. Oysa ki para basmanın bizatihi kendisi  açık ara dünyadaki en kârlı iştir ! Dünyanın en çok kazandıran bu işinin sırrı,  'beylik hakkı' nda gizli. Nedir bu beylik kârı?

Senyoraj- Beylik Hakkı (Seigniorage) = Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılan değer arasındaki farktır. 

Bu şu demek: 

Üretim maliyeti  '1 tl' olan kenevir kağıdının üzerine 100 tl rakamını basıyorsunuz böylece bu 1 tl değerindeki kağıt parçasına 100 tl alım gücü kazandırıyorsunuz.

İşte buna beylik geliri denir --> para bastığınız zaman, kağıdın üzerine yazdığınız rakam kadar Kâr elde edersiniz.

Peki, para basan bu bankalar kamuya ait olsa ve böylelikle beylik geliri milletin cebine girse hiçbir itirazımız olmaz değil mi? Bu konuda hemfikiriz sanırım. 

(buraya bir parantez: Amerikan Merkez Bankası, Fed, kamuya ait değil, 5 aileye ait. Bunu biliyoruz. Yani Fed'in bastığı dolarların senyoraj yani beylik geliri kamuya değil, bu ailelerin cebine giriyor)

Peki, bizim Merkez Bankamız, Kamuya mı ait ? 

TC Merkez Bankası, 1930 yılında %85'i yabancılara ait bir anonim şirket olarak kuruldu ! Bunun anlamı: para basma  kârı yani  'beylik' geliri, bizim hakkımız olan para, on yıllar boyunca Londra'ya temettü olarak aktı ! Bugün TCMB, maalesef halen,  %21'i yabancılara ait anonim bir şirket statüsünde. Kamuya ait değil efendim.

Hissedarlar listesi ikinci sıradaki Mervak'ın payı daha önce %20'lerdeydi. Kim bu Mervak ??? 

%12 diğer kim? İsimleri biliniyor, neden açıklanmıyor? Yabancı ortaklı özel bankalar olan Garanti ve İş bankası bile MB üzerinde %2'şer pay sahibi ! (bakınız Hay Bin Yıldız!)

--> Neyse ki hükümetin insiyatifiyle 2018'den bu yana TCMB artık bu yabancı hissedarlara temettü dağıtımı yapmıyor !  Milletin hakkı olan bu para, artık millete veriliyor.

%21'lik yabancı hissedarlara temettü dağıtılmama durumu, onları oldukça rahatsız ettiğinden  'Bankanın içi boşaltılıyor' yalanı uydurulup servis ediliyor. ('Merkez Bankası bağımsız olmalıdır'  yaygarasının da aynı sebepten koparıldığını anladınız sanırım)

Gerçekte TCMB hiç olmadığı kadar zengin. 2022 yılında Fed'e bağlı diğer merkez bankalarının rezervi küresel bazda %6 azalırken, bizim rezervimiz %17 arttı ve TCMB üst üste 2 yıl kar açıklayan dünyadaki tek banka oldu. TCMB artık 'küresel merkez bankası' olma yolunda hızla ilerliyor. Dünyanın altınları yeni yapılan İstanbul Finans merkezinde toplanacak. Ülkemize 2 saatlik mesafedeki komşularımız Suudi Arabistan, BAE peşimizden koşuyor. Bu ülkeler daha önce de 2 saat mesafedeydi, bu anlaşmaların neden daha önce yapılmadığını sorgulamak gerekli ? Bakın  Sn Kavcıoğlu ne güzel özetlemiş burada: 


Anayasa değişikliği neden gerekli?

Takdir edersiniz ki para basma konusu, kişilerin hükümetlerin vs insiyatifine bırakılmamalı. Yarın öbür gün, Türkiye'nin değil Londra'nın çıkarlarını koruyanların eline yeniden güç geçerse, bu kez bu yabancı hissedarlar sadece ellerinden alınan temettüyü geri almakla kalmaz, bu kez ülkemizi komple işgal ederler. Zira son zamanlarda bayaca bilendiler.

Merkez Bankamızın tamamen yani %100 kamu bankası olabilmesi için ise Anayasa değişikliği gerekli ve yapılacak. Bunun önünde hiç kimse duramaz. Yeni Anayasanın taslağı hazır. Seçimden sonra meclise getirilecek. Bu yasa geçtikten sonra ülkeyi kim yönetirse yönetsin, çok farketmeyecek, zira banka artık hükümet insiyatifine kalmadan kamulaşmış olacak.

Anayasanın bu maddesi basitçe şu şekilde değişebilir:

TBMM banknot basma ve ihraç yetkisini, süresiz olarak Ziraat Bankasına devretmiştir.  (Ziraat Bankası %100 kamu bankası olduğundan yeni merkez bankası olur ismi de Türkiye Cumhuriyet-i Merkez Bankası yapılır) 

Yeni anayasanın taslağını hazırlayanlar zaten en doğrusunu yazmış olmalılar ama ben bile sade vatandaş olarak bunun böyle olabileceğini düşünebiliyorum. 

Anayasa meclisten geçmezse, referandumla millete gidilir.

Merkez Bankamız, milletin kalbi, milletin parasının kaynağı yani milletin cüzdanı. Milletin cüzdanının millete yani Kamuya ait olmasına kim karşı çıkar ki? 

Makalem burada sona eriyor.

Şimdi bir soru= On yıllar boyunca yabancı hissedarlara temettü ile dağıtılan TCMB beylik kârı, toplu bir şekilde bu ailelerden geri tahsil edilemez mi? Bir sürü mal varlıkları var nasılsa. Bunlar bizi resmen soymuşlar. Hesabını soracak mıyız? Yoksa şimdiye kadar milletin cebinden çaldıkları paralar yanlarına kâr mı kalacak...

Hepinize selam ve sevgilerimle.





27 Mart 2023 Pazartesi

TCMB'nin Milli Ekonomi Modeli

(2018- halen)

Bu makalemde 2018'den itibaren Merkez Bankamız öncülüğünde oluşturulan yeni ekonomik model ve bu modele ulaşmak için kullanılan Liralaşma, Selektif Kredi ve Swap  araçlarına değineceğim. Okuduğunuz zaman, bu model için neden Milli sıfatını kullandığımı anlayacaksınız. Okuyucuyu çok sıkmadan özet bir paragrafla makaleyi sonlandırmayı amaçladım.

Buyrunuz başlayalım

LİRALAŞMA nedir?

Bu konuya girmeden önce nasıl Dolarize olduğumuza değinmek gerekli: 2010’lu yıllarda, özellikle Merkez Bankası eliyle uygulanan yanlış politikalar ile ülke Dolarizasyona tabi tutulmuş. Banka bilançolarında döviz oranı %75’lere kadar yükselmiş. Öyle ki Merkez Bankası, Lira mevduatlarında bile Munzam karşılık olarak Dolar istemiş !  İthal edilen ürünlerin yerelde yine yabancı para birimiyle satıldığı tek ülke Türkiye olmuş ! Hatta bir çok büyük ihracatçı firma, aldığı  %0 faizli reeskont kredileri ile ihracat yapmak yerine bu parayla Dolar almış ! Böyle olunca ülkede, yerel paraya göre 3 kat daha fazla yabancı dövizin bulunduğu yabanıl bir ortam oluşmuş. Türkiye, ABD’nin bir eyaletine dönüşmüş adeta. Hal böyle olunca en ufak bir uluslararası krizde kur şokları ile defalarca operasyon yememiz mümkün olmuş.

Ülkenin maruz kaldığı bu tehlikeli Dolarizasyona son vermek üzere 2018 yılından itibaren seri adımlar atılmaya başlandı. İlk önce Munzam karşılıklar ivedilikle Liraya döndürüldü. Reeskontla ihracat yapmayıp bu parayla döviz veya altın stoklayan firmalar tespit edilerek cezalandırıldı ve bunlara bir daha kredi verilmedi. Bankalara en az % 50 Liralaşma oranına ulaşmaları durumunda ödül ve teşvikler verildi. Kur korumalı mevduat ile Merkez Bankası hem Dolar rezervini elinde tutan bir havuz görevini gördü hem de toplu alım-satım ihaleleri yaparak ihtiyaç sahibine ucuz döviz finansmanı sağladı. Bankalardaki yabancı para oranı % 50’in altına inerek Liralaşma artık sağlanmış ve Dolar mevduatları kontrol altına alınmış durumda. Firmalar ve vatandaşlar, dövizi bireysel olarak almadığı için piyasada bir döviz talebi de yaratmamış oluyor. Döviz ihtiyacını artık Merkez Bankası herkes için tek elden toplu alım-satım ihaleleri yaparak karşılıyor.

 Önemli bir nokta: Kur korumalı mevduatın ve diğer Liralaşma politikalarının hiçbirinin ne hazineye ne de Merkez Bankasına herhangi bir ilave maliyeti bulunmuyor. Tam tersi, artık kendi kaynağını kendi üreten ve kur şokları ile operasyon çekilemeyen güçlü ve kasası dolu bir Merkez Bankamız var.

 HEDEFLİ SELEKTİF KREDİ şimdi buna değineyim:

 Hedefli selektif kredi, isteyen herkese değil, belirli kriterlere göre seçilen Kobi, esnaf, çiftçi ve diğer sektör üreticilerine belirli bir hedef dahilinde verilen ucuz finansman kredisi demektir. Japonya ve İngiltere’de on yıllardır uygulanan bu sistem, bizde ilk defa uygulandı. Kriterler 2 adımda gerçekleşti:

 1-   FİRMALAR  5 kategoriye ayrıldı.

Selektif sistemden önceki ucuz kredilerin, özel bankalar üzerinden, finansman sorunu olmayan büyük firmalara verildiği ve bu firmaların bu kredi ile üretmek yerine parayı Dolar’a yatırdıkları ya da stok yaptıkları tespit edildi. Dolayısıyla kredilerin aslında ihtiyaç sahibine ulaşmadığından hareketle, firmalar bu bağlamda sınıflandırıldı. 1. kategorideki finansmana ihtiyacı olmayan ve daha önce kredi alıp Dolar veya Altına yatıran büyük firmalar cezalandırılarak listeden çıkarıldı. 5. Kategoride finansmanı olmayan ama hedefi de olmayan firmalar riskli tayin edilerek bunlar da liste dışı kaldı. Finansmanı yetersiz olan veya hiç finansmanı olmayan orta ölçekli 2. 3. Ve 4. kategorideki üreticilere Kamu Bankaları aracılığıyla selektif kredi verilmesine karar verildi.

 2-   FİRMALARIN Hedefine  bakıldı.

Hedeften kasıt örneğin ithal ikamesi üretmek isteyen, ihracat yapmak isteyen, istihdamını arttıracak olan üreticilere, belirlenen bu hedefleri doğrultusunda en uygun şartlar sunuldu ve bu hedefleri takip altına alındı.

 Hedefli seçilen üreticilere, 2 yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeye varan düşük ve sabit faizli selektif kredi imkanı tanındı. Ziraat Bankasından %25 oranında tarım ve çiftçilere geri kalanı tarım dışı üretime; Halk Bankasından ise % 5O esnaf ve Kobi geri kalanı diğer sektörlerdeki üreticilere ucuz finansman sağlanmış oldu. Selektif kredi ile 2022 yılının ilk 9 ayında 1,5 trilyon lira kredi üreticilere ulaştırıldı. (2016-2022 yılları arasında özel bankalar tarafından verilen 1,2 trilyon krediye oranlarsak ulaşılan rakam x7 kat daha fazla) Bu çok büyük bir rakam, üretime devasa bir katkı payı demektir. Halihazırda Türkiye’de finansmana ulaşamayan üretici kalmamış durumdadır.

 REZERV ÇEŞİTLİLİĞİ

Rezervlerimiz çeşitli yani Merkez Bankamızın kasasında sadece Dolar yok, diğer ülkelerin dövizleri ve tonlarca altınımız da var. 2018 yılında yurtdışında muhabirde bulunan altınlarımızı Türkiye'ye getirdik. (bunu başaran dünyada iki ülke var, biri Fransa diğeri ise Türkiye) 

2022 yıl sonu itibariyle 770 ton altın rezervi ile dünyada ilk 5'in içindeyiz.


Kur korumalı mevduat sistemi ile toplanan
Dolar rezervinin yanısıra, bir çok ülke ile yapılan Swap yani takas anlaşması ile kendi para birimlerimizle ticaret yapılarak rezerv para çeşitliliği de sağlanmış durumda. 2018’den bu yana özellikle Çin, Suudi Arabistan, Güney Kore, Katar, BAE ve Rusya ile yapılan takas anlaşmalarının boyutu trilyon Liralara ulaştı ve giderek artıyor.

Düşük faiz, Liralaşma, Hedefli Selektif Kredi ve Swap anlaşmalarının sonucu olarak TCMB, rezerv miktarını arttırmakla kalmayıp çeşitlendirmiş oldu.

 TÜRKİYE'NİN MİLLİ EKONOMİ MODELİ

Makaleyi özetleyecek olursak, Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli; 2018’den itibaren yatırım, istihdam, üretim ve ihracat bileşenleri ile cari fazla verme hedefi üzerine kurulmuştur diyebiliriz. Bu hedef doğrultusunda üreten ve istihdam yaratan firmalarımızın önündeki tüm engeller kaldırıldı. İthal ikamesi üretmek için yatırıma ihtiyaç duyan üreticiye tam destek veriliyor. Özellikle de yatırımın önünde hiçbir engel yok. İhracat yapan ve istihdam yaratan üreticiye yine en ucuz kaynaklar tahsis edilmiş durumda.

 Ucuz finansmana erişimde ilk atılan adımlar Liralaşma ve düşük faiz ile finansman maliyetinin düşürülmesi politikaları oldu. Bunları sağladıktan sonra Merkez Bankası artık kendi kaynağını kendisi üretebilen bir yapıya dönüştü ve bu sayede üretici firmalara hedefli selektif uzun vadeli kredi imkanı sağlandı. Swap yani takas anlaşmaları ve Altın yatırımları ile Rezerv çeşitliliği de sağlanmış oldu.

 Bu araçlarla rezervini artıran TCMB, 2021 yılından sonra 2022 yılında da kar açıkladı ve 2 yıl üst üste rezervini artıran dünyadaki tek Merkez Bankası ünvanını elde etti.


Ek videolar:

Dolarizasyon ve Liralaşma hk


Rezerv çeşitliliği sağlayan Swap anlaşmaları hakkında




19 Mart 2023 Pazar

Bankaya Hücum (Bank Run)

(Okuma süresi: 2 dk)

WSJ'nin bildirdiği yeni araştırmaya göre ekonomistler, Silikon Vadisi Bankası ile benzer risklere eğilimli olabilecek 186 banka bulduklarını söylediler. Bu açıklamadan sonra, önümüzdeki hafta ABD vatandaşları, bankalara hücum ederek paralarını çekmek isteyecekler. 

Bu duruma Bank Run deniyor. 


ABD'de 4000 civarı banka var. Bunların 186 tanesi risk altında. Aslında bu riskli bankaların sadece 10 tanesine bile hücum olsa, tüm bankalar batar. 

Peki ama neden?

Sebebi Fed'in sahtekarlık üzerine kurulu kısmi rezerv bankacılığında yatıyor. Kısmi rezerv bankacılığında; bankalar kısmi yani zorunlu karşılık olarak elinde tuttuğu mevduatın 20 katını hiç yoktan (out of thin air) yaratabiliyor. Bu havadan yarattığı paraya 'kaydi' para deniyor. Yani gerçekte olmayan sadece bilgisayar ekranında görünen para. Yoktan var ettiği bu hayali parayı, kredi olarak vererek kolay yoldan servet kazanıyorlar. Buna bir çeşit örtülü kalpazanlık diyebiliriz. Kısmi rezerv sayesinde bugüne kadar tam 1 katrilyon kaydi dolar yaratmış durumdalar. (bu rakama türev piyasası dahil,  ki türevi araştırın, kumar ile eşdeğerdir) 

Piyasada dolaşan cash yani nakit dolar ise (likidite) 1-2 trilyon dolar.

1 katrilyon kaydi dolara karşılık 2 trilyon dolar nakit para! Tam 1000 kat.

Hal böyle olunca, insanlar herhangi bir sebeple aynı anda paralarını çekmek için bankalara koştuğunda ki biz buna 'Bank Run' diyoruz, sadece ilk sıradaki şanslı mudiler, bankanın elinde tuttuğu sınırlı nakit parayı çeker, sonra da  banka kapıları kapatır, elinde nakit kalmamış olur çünkü. Banka iflas eder, bankanın iflası durumunda mudinin parası da buhar olur doğal olarak.

Şu soru akla gelebilir: Eee o zaman Fed gece gündüz likidite bassın, yoktan yarattığı 1 katrilyon 'kaydi' parayı karşılayacak kadar likidite sürsün piyasaya. Evet bu onları batmaktan kurtarırdı ancak sorun şu ki dünyada 1 katrilyon kağıt basmak için yeterli ORMAN yok.

Bu yüzden 'büyük sıfırlama' (big reset) planını uydurup devreye almaya çalıştılar. Cash yani nakit parayı ortadan kaldırıp bankalardaki kaydi dolarla devam edeceklerdi. Bunun reklamını 5-6 yıl boyunca Klaus Schwab önderliğinde yaptılar. Öncü devletler bazında kabul görmedi. Türkiye hiçbir toplantısına gitmedi, davetlere cevap bile vermedi. 

Neyse ki dünya uyandı artık. Fed'in bankaları ve kalpazanlık sistemi tarihin tozlu sayfalarına gömülecek. Bundan kaçış yok.

10 Mart 2023 Cuma

'Jandarma' Bankalar

(okuma süresi 30 sn)

Avrupa ve Amerika'daki onlarca merkez bankası 5 aileye aittir demiştik en son. 

Tabi bu ailelerin yaptığı Üçkağıt Oyunu sadece bunlarla sınırlı değil.

---> Dünya üzerinde bu 5 aileye ait 'yüzlerce' özel banka var. 

Bunların tümünün tepesinde ana jandarma diye adlandırabileceğimiz bir banka var: Uluslararası Varlıklar Bankası (BIS)

Bu ana jandarma olan banka, İsviçre'nin Basel kentinde bulunur ve diğer bankalardaki nakit akışını kontrol eder. Ana jandarmanın haberi olmadan bin lirayı bile bir bankadan diğerine gönderemezsiniz.

Diğer bankalar da birbirinin jandarmasıdır aslında ve bu 5 aile, tüm bu jandarmaları aracılığıyla, milli bankası olup ta bunların sözünü dinlemeyen ülkelere 'AYAR' vermeye çalışırlar.

Jandarma merkezi BIS'ın kontrol ettiği bu ailelere ait jandarma bankalarının  en büyüklerini ülke bazında 1-2 örnek vererek aşağıda sıralıyorum.;

Bank of America, Bank of England, BoJ, Deutsche Bank,  Banque de France, Banca d'Italia, De Nederlandsche Bank, Bank of Canada, Citi Group, Welles Fargo, J.P. Morgan Chase, Rothschild Bank ,Warburgs Bank, Lazard Brothers, Kuhn Loeb Bank, Goldman Sachs.

(bkz insanlığın amansız düşmanları)

Bu makale bu kadar. 

Sıradaki konu: Türkiye Cumhuriyet-i Merkez Bankası 

7 Mart 2023 Salı

ABD Halkını sömüren 'çifte' bela

(okuma süresi: 3 dk)

Fed ve IRS: ABD halkını sömüren 'çifte' bela

Amerikan Merkez Bankası Fed; kamu kurumu değildir, tamamen özel bir kurumdur ve sahibi 5 tane ailedir. Üstelik ABD'de vergi toplayan kurum da (IRS) kamu'ya ait değil, bu kurum da yine aynı 5 ailenin malıdır. Yani ABD halkı, bu ailelerin çalışanı konumundadır. ABD ise bir nevi onların şirketidir (Devlet statüsünde değildir)

Fed Merkez Bankası'nın, binası ABD yasalarından muaf özerk bir mahallede bulunan (Washington DC) özel bir şirket olduğu gerçeği, genel kamuoyu tarafından neredeyse hiç bilinmiyor. 

Fed denen özel şirket (Rotshchild'ler, Rockefeller'lar ve Morgan'lar tarafından kontrol ediliyor), kendisine faiz ödeyen ABD hükümeti için senyoraj (beylik) geliri de kendisinde kalmak üzere para basıyor. 

Bunun anlamı şu: Bugün ABD'nin tüm borcunu sıfırlayıp yeniden para basmaya başlansa bile, ABD hükümetine ödünç verilen ilk dolardan itibaren hükümetin ve halkın yine Fed'e borçlu olacakları anlamına gelir.

Ayrıca, ABD'de yaşayan çoğu insanın Gelir Vergisi Servisi'nin (IRS) kamuya ait olmayan bir kurum olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. IRSIMF'nin özel bir Şirketidir ve Federal Rezerv'in özel 'ordu'sudur. Ana hedefi, Amerikan halkının vergilerini ödediğinden ve uslu küçük köleler olduğundan emin olmaktır.

Bu ne zamandır böyle? Yanlış bilmiyorsam son 200 yıldır...

Bu sömürüye karşı çıkan yiğitler elbette ki var.

1835'te ABD başkanı Andrew Jackson, uluslararası bankacılara küçümseyerek seslenmişti: 'Siz yılan gibisiniz. Sizi kovmak niyetindeyim ve Tanrı'ya yemin ederim ki hepinizi kovacağım. Eğer halk bu sizin banka sisteminizin adaletsizliğini bir anlasaydı, sabah olmadan ülkede bir devrim olurdu.”

Bunu, Başkan Jackson'ın hayatına yönelik (başarısız) bir "suikast" girişimi izledi. Jackson, başkan yardımcısı Martin Van Buren'e şunları söylemişti: "Banka, Bay Van Buren, beni öldürmeye çalışıyor ama ben onu öldüreceğim."

Bu, önümüzdeki yıllarda Beyaz Saray'ın başına bela olacak bir dizi entrikanın başlangıcıydı. Hem Lincoln hem de JFK, ülkeyi bankacılardan kurtarmaya çalıştıkları için öldürüldü.
JFK, 'dünyayı artık gizli cemiyetler değil, halklar yönetmeli' meşhur cümlesini kurduktan sadece bir kaç hafta sonra Dallas'ta feci şekilde infaz edildi. 'Ondan sonra 1963'ten beri hiçbir ABD başkanı, bankalara karşı gelmeye cüret edemedi. Ta ki Donald Trump ortaya çıkana kadar. Bu konuya daha sonra değineceğim.

 'ABD Merkez Bankası, kamuya ait değil ki? 5 tane aileye ait. ' Nureddin Nebati, 29 aralık 2021, CNN özel röportajı



4 Mart 2023 Cumartesi

Merkez Bankası kâr eder mi?

 (okuma süresi: 1 dakika)

Bu makalemde; Merkez Bankaları Kâr eder mi? sorusuna cevap vermeye çalışacağım.

Çoğu insan, Merkez Bankalarının kamu bankası olduğunu ve sadece ticari bankalara likidite sağlayan, hiçbir kâr amacı gütmeyen kurumlar olduğunu düşünür. Oysa ki para basmak dünyanın açık ara en kârlı işidir. Dünyanın en çok kazandıran işinin sırrı 'beylik' gelirinde gizlidir. 

Peki nedir bu Beylik Geliri? 

Senyoraj- Beylik Hakkı (Seigniorage) = Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılan değer arasındaki farktır. Bu şu demek: üretim maliyeti neredeyse 'sıfır' olan bir kağıdın üzerine 100 tl yazıyorsunuz böylece bu değersiz kağıt parçasına adeta sihirli bir değnek değdirmiş gibi 100 liralık alım gücü kazandırıyorsunuz. İşte buna beylik geliri denir, para bastığınızda üzerine yazdığınız kadar Kâr elde edersiniz.  

---> Merkez Bankaları bağımsız olmalıdır! yaygarasının neden koparıldığını anlamışsınızdır sanırım: dünyanın bütün paralarının beylik geliri yani kâ millete değil Fed'in patronlarının cebine aksın diyedir efendim.

Bu kadar basit, bu kadar açık ve net.

Türkiye'de 2018'den beri bu oyun bozuldu. Artık milletin hakkı olan beylik geliri milletin cebine giriyor. TCMB, kağıt üstünde halen hissedar görünen Fed'in patronlarına temettü ödemiyor. Bankamızın kağıt üzerinde de millete ait olması için Anayasanın değişmesi gerekiyor ve değişecek. Bunun önünde hiç kimse ve hiçbir güç duramaz.

Görsel: 

Gri ülkeler: Merkez Bankaları halen Fed'e bağlı ülkeler

Kırmızı ülkeler: Merkez Bankaları kamuya ait olan ülkeler  (Rusya, Kuzey Kore, İran, Suriye, Küba, Bolivya, Abhazya toplam 7 adet görünüyor ama Çin ve Türkiye eklenerek bu tablo güncellenmeli) 


Hazine ve Maliye Bakanımız, Sn. Dr. Nureddin Nebati'nin, 29 aralık 2021 tarihinde CNN'deki özel röportajında yaptığı bu açıklamalara bu makalemde yer vermek istiyorum.




Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Londra'dan Washington'dan şuradan buradan yazılmış kurallarla yönetilecek bir banka değildir. 'Merkez Bankası bağımsızdır' diye evrensel bir kural yoktur. Birilerinin öne sürüyor. Londra'dan uydurulan bu kurala göre 125 ülke yanlış mı yapıyor? 125 ülke. Nasıl oluyor bu? Birileri uyduruyor, bizim de bu çerçeveden çıkmamız istenmiyor. Çıktık biz.Merkez Bankası, para ve maliye politikasını iktidarı oluşturan siyasal gücün amaçları doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Bağımsızlık, kullandığı araçlardadır. '
ABD merkez bankası da Biden ne derse onu mu yapıyor sorusuna cevap olarak
 'Orada farklı bir durum var, ABD Merkez Bankası, kamuya ait değil ki? 5 tane aileye ait. '
Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nureddin Nebati (29 Aralık 2021, CNN özel röportajı)



26 Şubat 2023 Pazar

Putin'in tarihi 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında

Rus İş dünyasına hitaben sarfettiği sözler

(okuma süresi 2 dk)

Sovyet ekonomisinin son döneminde yaşadığımız sorunları biliyoruz. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra, 90'ların kaosunda, özel mülkiyete dayalı bir ekonomi oluşmaya başladı. Batılı ülkeler bizi buna teşvik ediyordu - bildiğiniz gibi ülkemizde bunların danışmanlardan bir düzine vardı - ve sadece onların modellerini kopyalamak yeterli görünüyordu. Şunu hatırlıyorum: Avrupalılar Amerikalılarla birlik olmuş, Rus ekonomisinin nasıl gelişmesi gerektiği konusunda ültimatom veriyorlardı.

Gelişmekte olan Rus iş dünyası, öncelikle kar elde etmeyi ve bunu hızlı ve kolay bir şekilde yapmayı amaçladı. 
Çok az insan uzun vadeli düşünebildi, çoğu kısa vadeli düşündü. Belki de uzun süre yatırım yapmak için böyle bir fırsat yoktu, bu nedenle ekonominin karmaşık sektörleri zayıf bir şekilde gelişti. Ve bu olumsuz eğilimi kırmak için gereken büyük ölçekli kamu yatırımları yıllar aldı.

Burada gerçek bir değişim gerçekleştirdik. Evet, bir sonuç var, ancak tekrar ediyorum, öncelikle büyük işletmelerimizdeki mevcut durumu dikkate almamız gerekiyor. Ucuz finansal kaynaklar Batı'da olduğu için sermaye de oraya akmaya başladı. Ne yazık ki bu paralar üretimi genişletmek, ekipman ve teknoloji satın almak ve Rusya'da yeni iş alanları yaratmak yerine yurtdışındaki yabancı malikanelere, yatlara ve elit gayrimenkullere harcandı.

Son olaylar, Batı'nın güvenli bir liman ve sermaye için bir sığınak olduğu imajının bir hayalet, bir sahte olduğunu ikna edici bir şekilde gösterdi. Ve bunu zamanında anlamayanlar, Rusya'yı sadece bir gelir kaynağı olarak görenler ve esas olarak yurtdışında yaşamayı planlayanlar çok şey kaybetti: orada basitçe soyuldular, yasal olarak kazanılmış paraları bile ellerinden alındı.

Rus iş dünyasının temsilcilerine hitaben bir şaka olarak - muhtemelen birçoğu hatırlayacaktır - şöyle demiştim: 'Mahkemelerde toz yutarak ve Batılı yetkililerin ofislerinde koşturarak, paranızı kurtarmak için eziyet çekiyorsunuz' Her şey tam olarak böyle oldu. Biliyor musunuz, şimdi çok önemli bir şey ekleyeceğim: inanın, ülkenin vatandaşlarının hiçbiri yabancı bankalarda sermayesini kaybedenlere acımadı. (bu sözler üzerine mecliste alkış ve yüzlerde anlamlı gülümsemeler)

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonraki yıllar boyunca Batı,  tarihi devlet alanımızın hayatta kalan en büyük parçası olarak Rusya'yı bitirmeye çalışmaktan vazgeçmedi. 

Uluslararası teröristleri bize karşı cesaretlendirip kışkırttılar, sınırlarımız boyunca bölgesel çatışmaları kışkırttılar, çıkarlarımızı görmezden geldiler ve ekonomik caydırma ve bastırma araçlarını kullandılar.

Ve büyük Rus iş dünyası - tüm bunları neden mi size söylüyorum? - İş dünyası stratejik işletmelerin işleyişinden ve binlerce işçinin istihdamından sorumludur, birçok bölgedeki sosyo-ekonomik durumunu belirler, bu da şu anlama gelir: böyle bir işletmenin liderleri ve sahipleri kendilerini Rusya'ya karşı dostane olmayan bir politika izleyen hükümetlere bağımlı bulduklarında, bizim için büyük bir tehdit, bir tehlike - ülkemiz için bir tehlike oluşturur. Böyle bir duruma müsamaha gösterilemez.

Evet, herkesin bir seçeneği var: Birisi hayatını bloke edilmiş hesaplarla tutuklu bir malikanede yaşamak istiyor, görünüşe göre çekici bir Batı başkentinde veya bir tatil beldesinde, yurtdışında başka bir sıcak yerde bir yer bulmaya çalışıyor - bu herhangi bir kişinin hakkıdır, biz bunu denemiyoruz bile. Ancak Batı için bu tür insanların, ne isterseniz yapabileceğiniz ikinci sınıf yabancılar olduğunu ve öyle kalacağını, paranın, bağlantıların ve satın alınan kont, akran, belediye başkanı unvanlarının burada hiç yardımcı olmayacağını anlamanın zamanı geldi. Şunu anlamalılar: orada ikinci sınıflar.

Ancak başka bir seçenek daha var: Anavatanınızla birlikte olmak, yurttaşlarınız için çalışmak, sadece yeni işletmeler açmak değil, aynı zamanda çevrenizdeki hayatı değiştirmek - şehirlerde, kasabalarda, kendi ülkenizde. Ve böyle birçok girişimcimiz, iş dünyasında böyle gerçek savaşçılarımız var - yerel iş dünyasının geleceği onların arkasında. Herkes hem refah kaynaklarının hem de geleceğin yalnızca burada, kendi ülkesinde, Rusya'da olması gerektiğini anlamalıdır.

İşte o zaman gerçekten sağlam, kendi kendine yeten, kendini dünyaya kapatmayan ama tüm rekabet avantajlarını kullanan bir ekonomi yaratacağız. Rus sermayesi, buraya gelen para ülke için, ulusal kalkınma için sarfedilmelidir. Bugün altyapı, imalat, iç turizm ve diğer pek çok sektörün gelişiminde büyük umutlarımız var.

El açarak kendinizi küçük düşürmek, paranız için yalvarmak anlamsız ve en önemlisi faydasızdır, özellikle de artık kiminle uğraştığınızı iyi anladığınıza göre. Şimdi geçmişe sarılmamalı, bir şeyleri dava etmeye çalışmamalı, yalvarmamalısınız.

Yeni projeler başlatın, para kazanın, Rusya'ya yatırım yapın, işletmelere ve iş alanlarına yatırım yapın, okullara ve üniversitelere, bilime ve sağlık hizmetlerine, kültüre ve spora yardım edin. Sermayenizi bu şekilde arttırırsınız ve gelecek nesiller için insanların takdirini, minnettarlığını kazanırsınız ve devlet ve toplum sizi kesinlikle destekleyecektir.

Vladimir Putin - 24 şubat 2023

kaynak: https://sputniknews.com.tr/20230221/putin-federal-meclis-konusmasini-yapiyor-1067307309.html

24 Şubat 2023 Cuma

Bankalar Kime Ait?

 (okuma süresi: 1 dakika)

En aşağıda paylaştığım görsel, Türkiye'deki piyasa hakimiyetine göre en büyük 7 bankayı ve bu bankaların Haziran 2022 itibariyle aktif büyüklüğünü gösteriyor. Kamuya ait bankalar malumunuz üzere Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halk Bankası'dır ve bu milli bankalar, piyasadaki sermayenin % 35'ini kontrol etmektedir. Geri kalan % 65'in yetkisi özel bankalardadır. Bu durumda, Türkiye ekonomisindeki çoğunluk hakimiyetin özel bankalara ait olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Bankacılık sektörünün, kısmi rezerv oranı adı verilen örtülü kalpazanlık aracılığıyla 1'e 40 kazandığını bir önceki makalemde açıklamıştım. Burada tekrar etmiyorum. Hiçbir emek harcamadan, 1'e 40 kar etmek ne güzel değil mi? Oh ne güzel dünya. Tatlı hayat. Biz de banka açalım o zaman? diye aklınıza gelebilir. Ama yok, biz açamayız. Sadece Rothschild'lerden izin alanlar banka açabilir. Zaten tüm özel bankaların arkasında da örtülü olarak onlar bulunmaktadır. Bakalım TR'de Rothschild'ler kimleri seviyor? 

Buyrunuz:

İş Bankası = % 40 İş Bankası Personeli Munzam Sandığı, % 28 CHP, % 32 Halka Açık

Garanti Bankası = % 20 Doğuş Grubu(Şahenk Ailesi), % 25 İspanyol BBVA, % 55 Halka Açık

Yapı ve Kredi Bankası = % 32 İtalyan Unicredit, % 50 Koç Grubu, % 18 Halka Açık

Akbank = % 49 Sabancı Ailesi, % 51 Halka Açık


İş bankası özelinde biraz kafa yorarsak,

İş bankasının CHP payı gibi görünen % 28’lik kısmı CHP'ye filan ait değildir efendim. Merhum Deniz Baykal, İş Bankasından CHP’ye tek bir kuruş bile akmadığını net bir şekilde ifade etmişti. Hatta bu konuya bizler gibi O da takmıştı da sonra kaseti sürülmüştü piyasaya. Keşke CHP'ye ait olsaydı ancak ne yazık ki Rothschild’e aittir. Bunu sorgulayan bir kişi CHP'nin başında kalamaz. Bilmem anlatabildim mi? 

% 40 İş Bankası Personeli Munzam Sandığının detayı açıklanmıyor ama bu kadar büyük bir payı, personele emanet etmezler sanırım öyle değil mi? Keşke gerçekten vermiş olsalar, ama zor. Bu pay da Rothschild büyük ihtimal. Personelin payı göstermelik olsun olsun % 1 olsun hadi. Gerisi malum zatlara ait.

Halka açık oranlardaki 'örtülü' Rothschild varlığına da ayrıca dikkat…

O zaman sonuç= İş Bankası, ülkemizdeki en büyük özel bankadır ve tamamı Soros'un patronlarına aittir. Bu bankanın tüm karı, Londra ve Washington'a akmaktadır.

Benzer kafa açmalar, diğer bankalar için de yapılabilir elbette. Onu da burayı okuyan siz okuyuculara bırakıyorum ve kaçıyorum. Benden bu kadar. 









21 Şubat 2023 Salı

Bankalar Nasıl Çalışır ?

(okuma süresi: 2 dakika)

Dünyada şu an olan biteni anlamak için önce ülkelerin bağımsızlık durumuna bakmak gereklidir. Bağımsız olma durumu ise şüphesiz tamamen milli ve adil bir ekonomik modelle mümkündür, çıktısı milli sermayedir ve bu milli sermaye, kamuya ait bankalarda kontrol altında tutulmalıdır.

Günümüze baktığımızda bir çok insan ülkesindeki bankaların kamuya değil, özel şahıslara ait olduğunu bilmez. Bu konuya geçmeden önce, bankaların nasıl çalıştığına değinmek istiyorum. Ki önemi net bir şekilde anlaşılsın.

Bankalar nasıl çalışır? Bankalar mevduat toplarlar malumunuz üzere. Topladıkları bu mevduatın en az 20 katı kadar kredi verme yetkisine sahiptirler. Bu yetkinin adı kısmi rezerv bankacılık sistemidir ve yasal bir zemine oturtulmuştur. Öte yandan aslında üstü örtülü bir kalpazanlıktır. Neden mi? Anlatayım.


Basitçe anlatmaya çalışacağım. Bankanın kullandığı kısmi rezerv oranı %5 olsun misal. Bu şu demek: Banka elindeki mevduatın %5'ini zorunlu karşılık olarak Merkez Bankasında tutar. Geri kalanı kredi yaratarak dağıtabilir. Bu sayede bankalar tek bir ENTER tuşuna basarak, sahip olmadığı 95 tl'yi yoktan var eder (out of thin air) yani bu parayı kısmi rezerv sistemi (fractional reserve banking) denen nitelikli dolandırıcılık sistemiyle haşa adeta sıfırdan yaratmış olur. Üstelik tek hamlede 20 katına çıkardığı bu paranın üzerine bir de faiz bindirerek vatandaşa satar. Ve bunu on yıllardır, yüzbinlerce kez yaptıklarını düşünün. O zaman hiçbir şey üretmedikleri halde, bankaların, resesyonda bile nasıl kar ettiğini anlamış olursunuz.

Kar marjı bu kadar yüksek, bir o kadar da harcanan emek ve işgücü sıfır olan (bkz kebabistan) mevcut bankacılık sektörünün elde ettiği karın, devletin eliyle milletin cebine girmesi durumunda, hiçbir itirazımız olmazdı sanırım öyle değil mi? Ancak maalesef gerçekte, bizim hakkımız olan bu para, Rothschild'lerin cebine giriyor. (burada Rothschild kelimesini sembolik olarak kullanıyorum) 

Bu yüzdendir ki, dünyadaki tüm ülkelerin hem kamu, hem özel sektörü hem de hane halkı, hepsi bu bankalara borçludur. Tek alacaklı olan Rothschild ailesidir. 

Debt by countries, as a Percentage of GDP*


Grafikte gördüğünüz üzere, tüm dünya borçludur. ABD de borçludur, Euro bölgesi de borçludur, Japonya da borçludur, Çin de borçludur efendim. Bu ülkelerin hane halkı da borçludur, özel sektörü de borçludur, kamu sektörü de borçludur. Alacaklı olan sadece bankalardır. Mevcut bankacılık sistemi ile tüm dünya haraca bağlanmış durumdadır. Birkaç ülke hariç. O ülkelere daha sonra değineceğim.

Sonuç olarak; alacaklı olan bu aileler, bankalar aracılığı haksız bir şekilde elde ettikleri bu sermaye gücünü kullanarak, diledikleri kişiyi önce himayelerinde eğitip sonra da ülkelerin başına getirerek perde arkasından dünyayı yönetmektedirler. Kendilerine karşı gelen liderleri, çeşitli yollarla (sıklıkla kaset gibi özel münasebet tehditi veya din kisvesi bahaneleri ile) itibar suikastine uğratıp koltuktan indirmektedirler. Yerine de yeni paralı askerlerini getirmekteler efendim.

Bankalar tamamen kamuya ait olursa ne olur? Hayatımızda ne değişir? Bankaların tamamen kamuya ait olduğu ülkeler var mıdır ve bu ülkeler hangileridir? Bunu anlatmadan önce ülkemizdeki yani Türkiye'deki piyasa hakimiyetine göre en büyük 7 bankayı mercek altına almak gerekir diyerek arkası yarın diyor, kaçıyorum. Bugünlük bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

*https://www.visualcapitalist.com/69-trillion-of-world-debt-in-one-infographic/

10 Ocak 2023 Salı

Kandil Simidi - Mahlepli

Evet bu kez Türk mutfağının geleneksel bir lezzeti olan mahlepli kandil simidi tarifiyle karşınızdayım efendim. 

Tuzlu kurabiye deyince aklıma hemen kandil simidi gelir ama daha önce kandil simidi yapmamıştım ve mahlepten de haberim yoktu açıkçası. Bir arkadaşımdan mahlep hediye gelince ilk kez denedim. Mahlep gerçekten de tuzlulara çok farklı bir lezzet katıyormuş, ben çok beğendim. Umarım siz de deneyip beğenirsiniz.

Şunların güzelliğine bir bakar mısınız ?

 

Malzemeler:
250 gr buğday unu
130 gr tuzlu tereyağ (veya 80 gr tereyağ + 50 gr ayçiçek yağı da olabilir)
30 ml soğuk su
1 yemek kaşığı sirke
1 adet yumurta akı
1 yemek kaşığı öğütülmüş mahlep
1 çay kaşığı kaya tuzu
1 tutam toz şeker

Üzeri için:
1 adet yumurta sarısı
Susam ve çöreotu

Tarif: Tüm malzemeleri karıştırarak kurabiye hamurunu oluşturun. Daha sonra streçleyerek buzdolabına kaldırıp 2 saat bekletin. Tezgaha un serpin ve hamuru 1,5-2 cm kalınlığında açın, dilerseniz yuvarlak dilerseniz çubuk şeklinde istediğiniz şekli verin. Veya şekilli kalıplarınızı da kullanabilirsiniz, neden olmasın? Şekil verme aşamasından sonra kurabiyeleri bu haliyle tekrar 30 dk soğutun. Daha sonra üzerlerine çırptığınız yumurta sarısını sürüp, susamlı çörekotu karışımına bulayın ve önceden ısıtılmış fırında 15 dk kontrollü bir şekilde pişirin. Pişmiş kurabiyeleri soğuduktan sonra servis edin, çünkü tereyağ oranı yüksek olduğundan sıcakken parçalanabilir,  dikkat. Raf ömrü uzun kurabiyedir. Ama ilk günkü tazeliğini korumak istiyorsanız buzdolabında muhafaza etmenizi öneririm.

Tarifimi kandil günü okuyorsanız hayırlı kandiller diliyorum efendim. Afiyet olsun.



Mahlep hakkında bilgi:

Meyvenin literatürdeki adı  'Mahaleb Cherry' 
Kirazgillerden, bir çeşit yabani kiraz ya da yabani vişne olarak tanımlayabiliriz.



Bu meyvenin sert çekirdeğinin içindeki badem gibi nesnenin tozu mahlep adı altında satılıyor. O zaman mahlep;  vişne bademi rendesidir  tanımlaması yanlış olmaz sanırım. Tadı badem tozu tadında, kokusu ise muhteşem.


Kullanımı: 

Türk mutfağında: kandil simidi, ramazan pidesi, pastanelerde satılan peynirli poğaça ve tuzlu kurabiyeler, açma ve kekler, omlet, mahlepli pilav, krep ve sütlü tatlılar.  Badem ununun kullanıldığı her şeye yakışır. 

Avrupa mutfağında, paskalya çöreği ana malzemesi. 

Kullanıldığı ürüne tat vermekle kalmaz, ayrıca bayatlamayı geciktirmek ve gevreklik vermek görevlerini de üstlenir. Kadim tıpta kinin gibi doğal sıtma ilacı olarak kullanılmış, ağrı kesici özelliği ile modern tıpta bir çok ilaçta kullanılıyormuş efendim daha ne olsun bize de mutfağımızda kullanmak düşüyor bu durumda.