30 Mart 2023 Perşembe

TCMB: Milletin Para Cüzdanı

Merkez Bankası Kamu bankası mı? 
Kâr amacı güder mi? Parayı nereden buluyor?
Milletin parasını millete vermek te ne demek?

Bu makalemde bu sorulara cevap arıyorum.

Keyifli okumalar.

(okuma süresi= 10 dk)

Merkez Bankası Kâr amacı güder mi? 

Çoğu insan, Merkez Bankalarının, ticari bankalara likidite sağlamak üzere para basan ve bunu yaparken hiçbir kâr amacı gütmeyen kamu bankaları olduğunu düşünür. Oysa ki para basmanın bizatihi kendisi  açık ara dünyadaki en kârlı iştir ! Dünyanın en çok kazandıran bu işinin sırrı,  'beylik hakkı' nda gizli. Nedir bu beylik kârı?

Senyoraj- Beylik Hakkı (Seigniorage) = Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılan değer arasındaki farktır. 

Bu şu demek: 

Üretim maliyeti  '1 tl' olan kenevir kağıdının üzerine 100 tl rakamını basıyorsunuz böylece bu 1 tl değerindeki kağıt parçasına 100 tl alım gücü kazandırıyorsunuz.

İşte buna beylik geliri denir --> para bastığınız zaman, kağıdın üzerine yazdığınız rakam kadar Kâr elde edersiniz.

Peki, para basan bu bankalar kamuya ait olsa ve böylelikle beylik geliri milletin cebine girse hiçbir itirazımız olmaz değil mi? Bu konuda hemfikiriz sanırım. 

(buraya bir parantez: Amerikan Merkez Bankası, Fed, kamuya ait değil, 5 aileye ait. Bunu biliyoruz. Yani Fed'in bastığı dolarların senyoraj yani beylik geliri kamuya değil, bu ailelerin cebine giriyor)

Peki, bizim Merkez Bankamız, Kamuya mı ait ? 

TC Merkez Bankası, 1930 yılında %85'i yabancılara ait bir anonim şirket olarak kuruldu ! Bunun anlamı: para basma  kârı yani  'beylik' geliri, bizim hakkımız olan para, on yıllar boyunca Londra'ya temettü olarak aktı ! Bugün TCMB, maalesef halen,  %21'i yabancılara ait anonim bir şirket statüsünde. Kamuya ait değil efendim.

Hissedarlar listesi ikinci sıradaki Mervak'ın payı daha önce %20'lerdeydi. Kim bu Mervak ??? 

%12 diğer kim? İsimleri biliniyor, neden açıklanmıyor? Yabancı ortaklı özel bankalar olan Garanti ve İş bankası bile MB üzerinde %2'şer pay sahibi ! (bakınız Hay Bin Yıldız!)

--> Neyse ki hükümetin insiyatifiyle 2018'den bu yana TCMB artık bu yabancı hissedarlara temettü dağıtımı yapmıyor !  Milletin hakkı olan bu para, artık millete veriliyor.

%21'lik yabancı hissedarlara temettü dağıtılmama durumu, onları oldukça rahatsız ettiğinden  'Bankanın içi boşaltılıyor' yalanı uydurulup servis ediliyor. ('Merkez Bankası bağımsız olmalıdır'  yaygarasının da aynı sebepten koparıldığını anladınız sanırım)

Gerçekte TCMB hiç olmadığı kadar zengin. 2022 yılında Fed'e bağlı diğer merkez bankalarının rezervi küresel bazda %6 azalırken, bizim rezervimiz %17 arttı ve TCMB üst üste 2 yıl kar açıklayan dünyadaki tek banka oldu. TCMB artık 'küresel merkez bankası' olma yolunda hızla ilerliyor. Dünyanın altınları yeni yapılan İstanbul Finans merkezinde toplanacak. Ülkemize 2 saatlik mesafedeki komşularımız Suudi Arabistan, BAE peşimizden koşuyor. Bu ülkeler daha önce de 2 saat mesafedeydi, bu anlaşmaların neden daha önce yapılmadığını sorgulamak gerekli ? Bakın  Sn Kavcıoğlu ne güzel özetlemiş burada: 


Anayasa değişikliği neden gerekli?

Takdir edersiniz ki para basma konusu, kişilerin hükümetlerin vs insiyatifine bırakılmamalı. Yarın öbür gün, Türkiye'nin değil Londra'nın çıkarlarını koruyanların eline yeniden güç geçerse, bu kez bu yabancı hissedarlar sadece ellerinden alınan temettüyü geri almakla kalmaz, bu kez ülkemizi komple işgal ederler. Zira son zamanlarda bayaca bilendiler.

Merkez Bankamızın tamamen yani %100 kamu bankası olabilmesi için ise Anayasa değişikliği gerekli ve yapılacak. Bunun önünde hiç kimse duramaz. Yeni Anayasanın taslağı hazır. Seçimden sonra meclise getirilecek. Bu yasa geçtikten sonra ülkeyi kim yönetirse yönetsin, çok farketmeyecek, zira banka artık hükümet insiyatifine kalmadan kamulaşmış olacak.

Anayasanın bu maddesi basitçe şu şekilde değişebilir:

TBMM banknot basma ve ihraç yetkisini, süresiz olarak Ziraat Bankasına devretmiştir.  (Ziraat Bankası %100 kamu bankası olduğundan yeni merkez bankası olur ismi de Türkiye Cumhuriyet-i Merkez Bankası yapılır) 

Yeni anayasanın taslağını hazırlayanlar zaten en doğrusunu yazmış olmalılar ama ben bile sade vatandaş olarak bunun böyle olabileceğini düşünebiliyorum. 

Anayasa meclisten geçmezse, referandumla millete gidilir.

Merkez Bankamız, milletin kalbi, milletin parasının kaynağı yani milletin cüzdanı. Milletin cüzdanının millete yani Kamuya ait olmasına kim karşı çıkar ki? 

Makalem burada sona eriyor.

Şimdi bir soru= On yıllar boyunca yabancı hissedarlara temettü ile dağıtılan TCMB beylik kârı, toplu bir şekilde bu ailelerden geri tahsil edilemez mi? Bir sürü mal varlıkları var nasılsa. Bunlar bizi resmen soymuşlar. Hesabını soracak mıyız? Yoksa şimdiye kadar milletin cebinden çaldıkları paralar yanlarına kâr mı kalacak...

Hepinize selam ve sevgilerimle.





27 Mart 2023 Pazartesi

TCMB'nin Milli Ekonomi Modeli

(2018- halen)

Bu makalemde 2018'den itibaren Merkez Bankamız öncülüğünde oluşturulan yeni ekonomik model ve bu modele ulaşmak için kullanılan Liralaşma, Selektif Kredi ve Swap  araçlarına değineceğim. Okuduğunuz zaman, bu model için neden Milli sıfatını kullandığımı anlayacaksınız. Okuyucuyu çok sıkmadan özet bir paragrafla makaleyi sonlandırmayı amaçladım.

Buyrunuz başlayalım

LİRALAŞMA nedir?

Bu konuya girmeden önce nasıl Dolarize olduğumuza değinmek gerekli: 2010’lu yıllarda, özellikle Merkez Bankası eliyle uygulanan yanlış politikalar ile ülke Dolarizasyona tabi tutulmuş. Banka bilançolarında döviz oranı %75’lere kadar yükselmiş. Öyle ki Merkez Bankası, Lira mevduatlarında bile Munzam karşılık olarak Dolar istemiş !  İthal edilen ürünlerin yerelde yine yabancı para birimiyle satıldığı tek ülke Türkiye olmuş ! Hatta bir çok büyük ihracatçı firma, aldığı  %0 faizli reeskont kredileri ile ihracat yapmak yerine bu parayla Dolar almış ! Böyle olunca ülkede, yerel paraya göre 3 kat daha fazla yabancı dövizin bulunduğu yabanıl bir ortam oluşmuş. Türkiye, ABD’nin bir eyaletine dönüşmüş adeta. Hal böyle olunca en ufak bir uluslararası krizde kur şokları ile defalarca operasyon yememiz mümkün olmuş.

Ülkenin maruz kaldığı bu tehlikeli Dolarizasyona son vermek üzere 2018 yılından itibaren seri adımlar atılmaya başlandı. İlk önce Munzam karşılıklar ivedilikle Liraya döndürüldü. Reeskontla ihracat yapmayıp bu parayla döviz veya altın stoklayan firmalar tespit edilerek cezalandırıldı ve bunlara bir daha kredi verilmedi. Bankalara en az % 50 Liralaşma oranına ulaşmaları durumunda ödül ve teşvikler verildi. Kur korumalı mevduat ile Merkez Bankası hem Dolar rezervini elinde tutan bir havuz görevini gördü hem de toplu alım-satım ihaleleri yaparak ihtiyaç sahibine ucuz döviz finansmanı sağladı. Bankalardaki yabancı para oranı % 50’in altına inerek Liralaşma artık sağlanmış ve Dolar mevduatları kontrol altına alınmış durumda. Firmalar ve vatandaşlar, dövizi bireysel olarak almadığı için piyasada bir döviz talebi de yaratmamış oluyor. Döviz ihtiyacını artık Merkez Bankası herkes için tek elden toplu alım-satım ihaleleri yaparak karşılıyor.

 Önemli bir nokta: Kur korumalı mevduatın ve diğer Liralaşma politikalarının hiçbirinin ne hazineye ne de Merkez Bankasına herhangi bir ilave maliyeti bulunmuyor. Tam tersi, artık kendi kaynağını kendi üreten ve kur şokları ile operasyon çekilemeyen güçlü ve kasası dolu bir Merkez Bankamız var.

 HEDEFLİ SELEKTİF KREDİ şimdi buna değineyim:

 Hedefli selektif kredi, isteyen herkese değil, belirli kriterlere göre seçilen Kobi, esnaf, çiftçi ve diğer sektör üreticilerine belirli bir hedef dahilinde verilen ucuz finansman kredisi demektir. Japonya ve İngiltere’de on yıllardır uygulanan bu sistem, bizde ilk defa uygulandı. Kriterler 2 adımda gerçekleşti:

 1-   FİRMALAR  5 kategoriye ayrıldı.

Selektif sistemden önceki ucuz kredilerin, özel bankalar üzerinden, finansman sorunu olmayan büyük firmalara verildiği ve bu firmaların bu kredi ile üretmek yerine parayı Dolar’a yatırdıkları ya da stok yaptıkları tespit edildi. Dolayısıyla kredilerin aslında ihtiyaç sahibine ulaşmadığından hareketle, firmalar bu bağlamda sınıflandırıldı. 1. kategorideki finansmana ihtiyacı olmayan ve daha önce kredi alıp Dolar veya Altına yatıran büyük firmalar cezalandırılarak listeden çıkarıldı. 5. Kategoride finansmanı olmayan ama hedefi de olmayan firmalar riskli tayin edilerek bunlar da liste dışı kaldı. Finansmanı yetersiz olan veya hiç finansmanı olmayan orta ölçekli 2. 3. Ve 4. kategorideki üreticilere Kamu Bankaları aracılığıyla selektif kredi verilmesine karar verildi.

 2-   FİRMALARIN Hedefine  bakıldı.

Hedeften kasıt örneğin ithal ikamesi üretmek isteyen, ihracat yapmak isteyen, istihdamını arttıracak olan üreticilere, belirlenen bu hedefleri doğrultusunda en uygun şartlar sunuldu ve bu hedefleri takip altına alındı.

 Hedefli seçilen üreticilere, 2 yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeye varan düşük ve sabit faizli selektif kredi imkanı tanındı. Ziraat Bankasından %25 oranında tarım ve çiftçilere geri kalanı tarım dışı üretime; Halk Bankasından ise % 5O esnaf ve Kobi geri kalanı diğer sektörlerdeki üreticilere ucuz finansman sağlanmış oldu. Selektif kredi ile 2022 yılının ilk 9 ayında 1,5 trilyon lira kredi üreticilere ulaştırıldı. (2016-2022 yılları arasında özel bankalar tarafından verilen 1,2 trilyon krediye oranlarsak ulaşılan rakam x7 kat daha fazla) Bu çok büyük bir rakam, üretime devasa bir katkı payı demektir. Halihazırda Türkiye’de finansmana ulaşamayan üretici kalmamış durumdadır.

 REZERV ÇEŞİTLİLİĞİ

Rezervlerimiz çeşitli yani Merkez Bankamızın kasasında sadece Dolar yok, diğer ülkelerin dövizleri ve tonlarca altınımız da var. 2018 yılında yurtdışında muhabirde bulunan altınlarımızı Türkiye'ye getirdik. (bunu başaran dünyada iki ülke var, biri Fransa diğeri ise Türkiye) 

2022 yıl sonu itibariyle 770 ton altın rezervi ile dünyada ilk 5'in içindeyiz.


Kur korumalı mevduat sistemi ile toplanan
Dolar rezervinin yanısıra, bir çok ülke ile yapılan Swap yani takas anlaşması ile kendi para birimlerimizle ticaret yapılarak rezerv para çeşitliliği de sağlanmış durumda. 2018’den bu yana özellikle Çin, Suudi Arabistan, Güney Kore, Katar, BAE ve Rusya ile yapılan takas anlaşmalarının boyutu trilyon Liralara ulaştı ve giderek artıyor.

Düşük faiz, Liralaşma, Hedefli Selektif Kredi ve Swap anlaşmalarının sonucu olarak TCMB, rezerv miktarını arttırmakla kalmayıp çeşitlendirmiş oldu.

 TÜRKİYE'NİN MİLLİ EKONOMİ MODELİ

Makaleyi özetleyecek olursak, Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli; 2018’den itibaren yatırım, istihdam, üretim ve ihracat bileşenleri ile cari fazla verme hedefi üzerine kurulmuştur diyebiliriz. Bu hedef doğrultusunda üreten ve istihdam yaratan firmalarımızın önündeki tüm engeller kaldırıldı. İthal ikamesi üretmek için yatırıma ihtiyaç duyan üreticiye tam destek veriliyor. Özellikle de yatırımın önünde hiçbir engel yok. İhracat yapan ve istihdam yaratan üreticiye yine en ucuz kaynaklar tahsis edilmiş durumda.

 Ucuz finansmana erişimde ilk atılan adımlar Liralaşma ve düşük faiz ile finansman maliyetinin düşürülmesi politikaları oldu. Bunları sağladıktan sonra Merkez Bankası artık kendi kaynağını kendisi üretebilen bir yapıya dönüştü ve bu sayede üretici firmalara hedefli selektif uzun vadeli kredi imkanı sağlandı. Swap yani takas anlaşmaları ve Altın yatırımları ile Rezerv çeşitliliği de sağlanmış oldu.

 Bu araçlarla rezervini artıran TCMB, 2021 yılından sonra 2022 yılında da kar açıkladı ve 2 yıl üst üste rezervini artıran dünyadaki tek Merkez Bankası ünvanını elde etti.


Ek videolar:

Dolarizasyon ve Liralaşma hk


Rezerv çeşitliliği sağlayan Swap anlaşmaları hakkında




19 Mart 2023 Pazar

Bankaya Hücum (Bank Run)

(Okuma süresi: 2 dk)

WSJ'nin bildirdiği yeni araştırmaya göre ekonomistler, Silikon Vadisi Bankası ile benzer risklere eğilimli olabilecek 186 banka bulduklarını söylediler. Bu açıklamadan sonra, önümüzdeki hafta ABD vatandaşları, bankalara hücum ederek paralarını çekmek isteyecekler. 

Bu duruma Bank Run deniyor. 


ABD'de 4000 civarı banka var. Bunların 186 tanesi risk altında. Aslında bu riskli bankaların sadece 10 tanesine bile hücum olsa, tüm bankalar batar. 

Peki ama neden?

Sebebi Fed'in sahtekarlık üzerine kurulu kısmi rezerv bankacılığında yatıyor. Kısmi rezerv bankacılığında; bankalar kısmi yani zorunlu karşılık olarak elinde tuttuğu mevduatın 20 katını hiç yoktan (out of thin air) yaratabiliyor. Bu havadan yarattığı paraya 'kaydi' para deniyor. Yani gerçekte olmayan sadece bilgisayar ekranında görünen para. Yoktan var ettiği bu hayali parayı, kredi olarak vererek kolay yoldan servet kazanıyorlar. Buna bir çeşit örtülü kalpazanlık diyebiliriz. Kısmi rezerv sayesinde bugüne kadar tam 1 katrilyon kaydi dolar yaratmış durumdalar. (bu rakama türev piyasası dahil,  ki türevi araştırın, kumar ile eşdeğerdir) 

Piyasada dolaşan cash yani nakit dolar ise (likidite) 1-2 trilyon dolar.

1 katrilyon kaydi dolara karşılık 2 trilyon dolar nakit para! Tam 1000 kat.

Hal böyle olunca, insanlar herhangi bir sebeple aynı anda paralarını çekmek için bankalara koştuğunda ki biz buna 'Bank Run' diyoruz, sadece ilk sıradaki şanslı mudiler, bankanın elinde tuttuğu sınırlı nakit parayı çeker, sonra da  banka kapıları kapatır, elinde nakit kalmamış olur çünkü. Banka iflas eder, bankanın iflası durumunda mudinin parası da buhar olur doğal olarak.

Şu soru akla gelebilir: Eee o zaman Fed gece gündüz likidite bassın, yoktan yarattığı 1 katrilyon 'kaydi' parayı karşılayacak kadar likidite sürsün piyasaya. Evet bu onları batmaktan kurtarırdı ancak sorun şu ki dünyada 1 katrilyon kağıt basmak için yeterli ORMAN yok.

Bu yüzden 'büyük sıfırlama' (big reset) planını uydurup devreye almaya çalıştılar. Cash yani nakit parayı ortadan kaldırıp bankalardaki kaydi dolarla devam edeceklerdi. Bunun reklamını 5-6 yıl boyunca Klaus Schwab önderliğinde yaptılar. Öncü devletler bazında kabul görmedi. Türkiye hiçbir toplantısına gitmedi, davetlere cevap bile vermedi. 

Neyse ki dünya uyandı artık. Fed'in bankaları ve kalpazanlık sistemi tarihin tozlu sayfalarına gömülecek. Bundan kaçış yok.

10 Mart 2023 Cuma

'Jandarma' Bankalar

(okuma süresi 30 sn)

Avrupa ve Amerika'daki onlarca merkez bankası 5 aileye aittir demiştik en son. 

Tabi bu ailelerin yaptığı Üçkağıt Oyunu sadece bunlarla sınırlı değil.

---> Dünya üzerinde bu 5 aileye ait 'yüzlerce' özel banka var. 

Bunların tümünün tepesinde ana jandarma diye adlandırabileceğimiz bir banka var: Uluslararası Varlıklar Bankası (BIS)

Bu ana jandarma olan banka, İsviçre'nin Basel kentinde bulunur ve diğer bankalardaki nakit akışını kontrol eder. Ana jandarmanın haberi olmadan bin lirayı bile bir bankadan diğerine gönderemezsiniz.

Diğer bankalar da birbirinin jandarmasıdır aslında ve bu 5 aile, tüm bu jandarmaları aracılığıyla, milli bankası olup ta bunların sözünü dinlemeyen ülkelere 'AYAR' vermeye çalışırlar.

Jandarma merkezi BIS'ın kontrol ettiği bu ailelere ait jandarma bankalarının  en büyüklerini ülke bazında 1-2 örnek vererek aşağıda sıralıyorum.;

Bank of America, Bank of England, BoJ, Deutsche Bank,  Banque de France, Banca d'Italia, De Nederlandsche Bank, Bank of Canada, Citi Group, Welles Fargo, J.P. Morgan Chase, Rothschild Bank ,Warburgs Bank, Lazard Brothers, Kuhn Loeb Bank, Goldman Sachs.

(bkz insanlığın amansız düşmanları)

Bu makale bu kadar. 

Sıradaki konu: Türkiye Cumhuriyet-i Merkez Bankası 

7 Mart 2023 Salı

ABD Halkını sömüren 'çifte' bela

(okuma süresi: 3 dk)

Fed ve IRS: ABD halkını sömüren 'çifte' bela

Amerikan Merkez Bankası Fed; kamu kurumu değildir, tamamen özel bir kurumdur ve sahibi 5 tane ailedir. Üstelik ABD'de vergi toplayan kurum da (IRS) kamu'ya ait değil, bu kurum da yine aynı 5 ailenin malıdır. Yani ABD halkı, bu ailelerin çalışanı konumundadır. ABD ise bir nevi onların şirketidir (Devlet statüsünde değildir)

Fed Merkez Bankası'nın, binası ABD yasalarından muaf özerk bir mahallede bulunan (Washington DC) özel bir şirket olduğu gerçeği, genel kamuoyu tarafından neredeyse hiç bilinmiyor. 

Fed denen özel şirket (Rotshchild'ler, Rockefeller'lar ve Morgan'lar tarafından kontrol ediliyor), kendisine faiz ödeyen ABD hükümeti için senyoraj (beylik) geliri de kendisinde kalmak üzere para basıyor. 

Bunun anlamı şu: Bugün ABD'nin tüm borcunu sıfırlayıp yeniden para basmaya başlansa bile, ABD hükümetine ödünç verilen ilk dolardan itibaren hükümetin ve halkın yine Fed'e borçlu olacakları anlamına gelir.

Ayrıca, ABD'de yaşayan çoğu insanın Gelir Vergisi Servisi'nin (IRS) kamuya ait olmayan bir kurum olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. IRSIMF'nin özel bir Şirketidir ve Federal Rezerv'in özel 'ordu'sudur. Ana hedefi, Amerikan halkının vergilerini ödediğinden ve uslu küçük köleler olduğundan emin olmaktır.

Bu ne zamandır böyle? Yanlış bilmiyorsam son 200 yıldır...

Bu sömürüye karşı çıkan yiğitler elbette ki var.

1835'te ABD başkanı Andrew Jackson, uluslararası bankacılara küçümseyerek seslenmişti: 'Siz yılan gibisiniz. Sizi kovmak niyetindeyim ve Tanrı'ya yemin ederim ki hepinizi kovacağım. Eğer halk bu sizin banka sisteminizin adaletsizliğini bir anlasaydı, sabah olmadan ülkede bir devrim olurdu.”

Bunu, Başkan Jackson'ın hayatına yönelik (başarısız) bir "suikast" girişimi izledi. Jackson, başkan yardımcısı Martin Van Buren'e şunları söylemişti: "Banka, Bay Van Buren, beni öldürmeye çalışıyor ama ben onu öldüreceğim."

Bu, önümüzdeki yıllarda Beyaz Saray'ın başına bela olacak bir dizi entrikanın başlangıcıydı. Hem Lincoln hem de JFK, ülkeyi bankacılardan kurtarmaya çalıştıkları için öldürüldü.
JFK, 'dünyayı artık gizli cemiyetler değil, halklar yönetmeli' meşhur cümlesini kurduktan sadece bir kaç hafta sonra Dallas'ta feci şekilde infaz edildi. 'Ondan sonra 1963'ten beri hiçbir ABD başkanı, bankalara karşı gelmeye cüret edemedi. Ta ki Donald Trump ortaya çıkana kadar. Bu konuya daha sonra değineceğim.

 'ABD Merkez Bankası, kamuya ait değil ki? 5 tane aileye ait. ' Nureddin Nebati, 29 aralık 2021, CNN özel röportajı



4 Mart 2023 Cumartesi

Merkez Bankası kâr eder mi?

 (okuma süresi: 1 dakika)

Bu makalemde; Merkez Bankaları Kâr eder mi? sorusuna cevap vermeye çalışacağım.

Çoğu insan, Merkez Bankalarının kamu bankası olduğunu ve sadece ticari bankalara likidite sağlayan, hiçbir kâr amacı gütmeyen kurumlar olduğunu düşünür. Oysa ki para basmak dünyanın açık ara en kârlı işidir. Dünyanın en çok kazandıran işinin sırrı 'beylik' gelirinde gizlidir. 

Peki nedir bu Beylik Geliri? 

Senyoraj- Beylik Hakkı (Seigniorage) = Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılan değer arasındaki farktır. Bu şu demek: üretim maliyeti neredeyse 'sıfır' olan bir kağıdın üzerine 100 tl yazıyorsunuz böylece bu değersiz kağıt parçasına adeta sihirli bir değnek değdirmiş gibi 100 liralık alım gücü kazandırıyorsunuz. İşte buna beylik geliri denir, para bastığınızda üzerine yazdığınız kadar Kâr elde edersiniz.  

---> Merkez Bankaları bağımsız olmalıdır! yaygarasının neden koparıldığını anlamışsınızdır sanırım: dünyanın bütün paralarının beylik geliri yani kâ millete değil Fed'in patronlarının cebine aksın diyedir efendim.

Bu kadar basit, bu kadar açık ve net.

Türkiye'de 2018'den beri bu oyun bozuldu. Artık milletin hakkı olan beylik geliri milletin cebine giriyor. TCMB, kağıt üstünde halen hissedar görünen Fed'in patronlarına temettü ödemiyor. Bankamızın kağıt üzerinde de millete ait olması için Anayasanın değişmesi gerekiyor ve değişecek. Bunun önünde hiç kimse ve hiçbir güç duramaz.

Görsel: 

Gri ülkeler: Merkez Bankaları halen Fed'e bağlı ülkeler

Kırmızı ülkeler: Merkez Bankaları kamuya ait olan ülkeler  (Rusya, Kuzey Kore, İran, Suriye, Küba, Bolivya, Abhazya toplam 7 adet görünüyor ama Çin ve Türkiye eklenerek bu tablo güncellenmeli) 


Hazine ve Maliye Bakanımız, Sn. Dr. Nureddin Nebati'nin, 29 aralık 2021 tarihinde CNN'deki özel röportajında yaptığı bu açıklamalara bu makalemde yer vermek istiyorum.




Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Londra'dan Washington'dan şuradan buradan yazılmış kurallarla yönetilecek bir banka değildir. 'Merkez Bankası bağımsızdır' diye evrensel bir kural yoktur. Birilerinin öne sürüyor. Londra'dan uydurulan bu kurala göre 125 ülke yanlış mı yapıyor? 125 ülke. Nasıl oluyor bu? Birileri uyduruyor, bizim de bu çerçeveden çıkmamız istenmiyor. Çıktık biz.Merkez Bankası, para ve maliye politikasını iktidarı oluşturan siyasal gücün amaçları doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Bağımsızlık, kullandığı araçlardadır. '
ABD merkez bankası da Biden ne derse onu mu yapıyor sorusuna cevap olarak
 'Orada farklı bir durum var, ABD Merkez Bankası, kamuya ait değil ki? 5 tane aileye ait. '
Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nureddin Nebati (29 Aralık 2021, CNN özel röportajı)