12 Eylül 2015 Cumartesi

Nükleer Enerji, Türkiye için gereklidir.

Dünya üzerindeki enerji kaynakları; 'fosil yani tükenebilir kaynaklar' ve 'alternatif  kaynaklar' olmak üzere 2'ye ayrılır. Türkiye'de fosil yakıt kaynakları oldukça sınırlıdır.

Fosil Yakıtta Türkiye'nin Acıklı Durumu
Fosil yakıtlara baktığımızda yanma verimi yüksek fosil kaynaklar Petrol ve Doğazgazdır. Kömür bu ikisinden sonra gelir, kullanımı daha pahalıdır ve çevreyi kirletir. Türkiye bu kaynaklar açısından şanslı bir ülke değildir. Kısaca göz atarsak:
PETROL: Komşularımız petrol zengini iken, bizim petrolümüz yoktur, Türkiye’de çıkarılan petrol ile ihtiyacımızın %2’ ini karşılamaktayız, geri kalanı yani ihtiyacımızın %98’sini (neredeyse tamamını) ithal ediyoruz. Nereden? Rusya, İran, Suudi Arabistan, Irak’tan.
DOĞALGAZ: Doğalgaz kaynağı da yok Türkiye’nin. Habitabat’ta çıkan, ihtiyacın sadece %5’ini karşılamaktadır. Geri kalanı yani ihtiyacımızın %95’ini ithal ediyoruz. Nereden? Rusya, İran ve Azerbaycan’dan.
KÖMÜR: Toplam kömür rezervimiz dünya rezervinin binde beşinden azdır ama yine de vardır. Kömür, daha çok doğalgaz hattının bulunmadığı bölgelerde ısıtma amaçlı ve demir çelik üretimi sanayisinde kullanılmaktadır.

CARİ AÇIĞIMIZIN SEBEBİ ENERJİ İTHALATI
Fosil fakiri bir ülke olduğumuz için, doğalgazı ve petrolü ithal ediyoruz dedik. Nedir bunun faturası: 2014’te petrol yani akaryakıt ve doğazgaz faturamız 56 milyar dolar. Dolayısıyla cari açığın en büyük nedeni, alternatif enerji üretmediğimiz için kullanmak zorunda kaldığımız bu iki fosil yakıtta olan dışa bağımlılığımızdır. Yani
Türkiye'nin cari açığının sebebi enerji ithalatıdır. Ekonomi büyüdükçe, cari açık ta artmaktadır. Türkiye nükleer enerjide çok geç kalmıştır.



Petrol ve doğalgaza sahip olmayan ülkeler yıllar önce nükleer enerji santrallerini kurarak bu konuda teknolojilerini geliştirmişlerdir. NE TUHAFTIR Kİ, tüm dünya nükleer santral kurarken, Türkiye bu konuda yerinde saymıştır, saydırılmıştır. Ülkemin sade vatandaşı da hiç konuyu merak edip araştırmamış, Avrupa'nın en çevreci ülkesi Fransa'nın nükleer santral sayısından haberi olmamıştır. Bugüne kadar gelen bütün hükümetler, bu sorunu çözemediler ve yıldan yıla artan nüfusla ısıtma-soğutma tüketimi ve artan üretimle sanayi tüketimi de arttı, bunun doğal sonucu enerji sarfiyatımız gitgide katlandı ve bugünlere geldik maalesef.

 NE YAPILABİLİR? (NE YAPILMALIYDI?)
Peki madem fosil kaynaklarımız çok sınırlı. Ne yapabiliriz? Alternatif enerji üretmeliyiz. Yenilenebilir enerji veya nükleer enerji.

Yenilenebilir yeşil enerji: Çevreci yani yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim yöntemleri pahalıdır ve teknolojileri yine dış kaynaklıdır. Örneğin rüzgar enerjisi, maalesef Türkiye sanayisi için yetersizdir. Bunun ilk sebebi, Türkiye öyle çok rüzgarlı bir ülke değildir. İkinci ve asıl önemli husus, rüzgar türbini yatırım maliyetleri yüksektir, yatırımın geri dönüşü 20 yıldan önce olmaz. Aynı durum maalesef diğer alternatif enerji kaynakları için de geçerli. Yine örneğin güneş ve jotermal enerji, sadece bireysel- bölgesel çözümlerde kullanılabilir. Genel tüketim için veya sanayide kullanılamaz.

Nükleer enerji: Dünyada sanayisi kuvvetli hangi ülkeye baksak, başta ABD, Avrupa’da Fransa ve Japonya olmak üzere, büyük oranda nükleer enerji kullandıklarını görebiliriz.
Bunun sebebi, sanayide kullanılabilen rantabl alternatif enerji tipinin '''nükleer enerji''' olmasından kaynaklanmaktadır.



Nükleer enerji, dünyada hızla tükenmekte olan petrole karşı alternatif olarak gösterilmiş olup ilk kez elektrik üretimi 1951 yılında ABD’de yapılmıştır. Nükleer santrallerin normal çalışmaları sırasında çevre üzerindeki olumsuz etkileri yok denecek kadar azdır. Bu esnada insanların alacakları ilave radyasyon dozu bir renkli televizyondan alınana eşdeğerdir.
 
Dünya üzerinde nükleer tesis yapan, yapmakta olan ve yapmayı planlayan ülkeler

ÖZETLERSEM;
1- Nükleer enerji şu an bizim için çözümdür. Bu konuda çok geç kaldık.
2- Paralel olarak, nükleer enerji üretiminde kullanılan kaynakların da bir gün tükeneceği göz önüne alınarak, yenilenebilir alternatif enerji üretimine başlamalıyız. Rüzgar değil ama Güneş Enerjisi Teknolojisi konusunda Ar-ge çalışmaları yapabilir ve bu teknolojinin %100 yerlileşmesini sağlayabiliriz. Türkiye güneş alan sıcak bir ülke.
3- Önümüzdeki dönemde doğalgaz fiyatının kömüre kıyasla artması durumunda, bu teknolojinin maliyet avantajını ortadan kaldırabilir. Temiz kömür teknolojilerinin ön plana geçebilme ihtimalinden yola çıkarak kömür kullanan süperkritik tesis konusunda da çalışmalar yürütmeliyiz.

4 yorum:

  1. Cari açık ve kur riski
    http://trtekonomi.blogspot.de/2015/09/cari-ack-ve-doviz-riski.html

    YanıtlaSil
  2. imalat sanayi sadece 125 milyar dolar olan bir ülkenin nükleer enerjiye ihtiyacı olmadığı açıktır. almanya'nın imalat sanayi bizim 6 katımız (775 milyar dolar) ama nükleer enerjiye sırtlarını çevirdiler. ha nükleer teknoloji geliştirecek olsak durum anlaşılabilir. ama teknoloji geliştirmeden uranyumla çalışan riski yüksek bir nükleer santrale bu kadar para bağlamanın izahı yok.
    diyelim ki imalat sanayimiz yüksek büyüme hızları yakaladı veya şehirleşme oranı çok arttı mesela kırsal kesim nüfusu toplam nüfusun %10'larına geriledi. gelecek dönemlerde enerjiyi nasıl yönetebiliriz? öncelikle bizim çok kaliteli, emisyonu düşük ancak çıkarmadığımız kömür rezervlerimiz var. kaliteli kömür yakmak kaydıyla termik santral olabilir.
    ikincisi GAP bölgesi hidroelektrik barajlarından ülkenin batısına enerji aktarımını çoğaltacak yeni iletim yatırımları yapılabilir. ilave iletim yatırımı yapılmadığı için oradaki barajlar ancak %10-15 kapasiteyle çalışıyor.
    üçüncüsü, önümüzdeki 5-10 yıl zarfında LNG piyasası çok gelişecek. en geç 10 yıl sonra doğalgazın fiyatı ABD veya Kanada fiyatından çok az fazla olacak. gazı komşularımızdan değil dünyanın her yerinden alabiliyor olacağız. doğalgaz epey ucuzlayacağı için doğalgaz çevrim santrali yatırımlarına devam etmek gerekiyor.
    dördüncüsü ve en önemlisi, 20-30 yıllık projeksiyonlarla uranyumla çalışan nükleer santralin gerekliliğine vurgu yapanlar var. 20-30 yıl sonra zaten uranyumla çalışan santral kalmayacak. toryum yakıtlı ve %100'e yakın güvenilir bir santrale aklı başında herkes onay verir.

    YanıtlaSil
  3. Yazdıklarınızın bir kısmına katılıyorum. Ancak 125 milyar dolar az buz bir rakam olmadığı gibi enerjiyi kullandığımız tek sektör imalat sanayi değil. Gap'tan Batı'ya elektriği taşımak rantabl değil. LNG konusunu bilmiyorum ama inşallah ucuzlar tabi ki... uranyumlu çalışan santraller toryumla çalışacak şekilde dönüşemiyor mu? o kadar teknik detaya hakim değilim. ben tüm dünyanın yaptığının ekonomik açıdan nedenini açıkladım. Yeni yapılan santrallerin çoğu Çin'de. Çin en hassas olduğu konu olan enerjide yanlış adım atmaz, diye düşünüyorum...

    YanıtlaSil